Dijital Platform Yönetişiminde İki Farklı Rejimin Karşılaştırmalı Analizi
Dijital platformların kamusal alan üzerindeki etkisi arttıkça, bu alanın nasıl düzenleneceği sorusu giderek daha merkezi hale gelmiştir. Türkiye ve Avrupa Birliği, sosyal medya platformlarına yönelik düzenlemelerinde benzer kavramlara başvursa da, ortaya çıkan yönetişim modelleri önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’de uygulanan sosyal ağ düzenlemeleri ile Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası’nı (Digital Services Act – DSA) karşılaştırmalı olarak incelemekte; iki sistem arasındaki farkları hukuki yaklaşım, şeffaflık mekanizmaları, hesap verebilirlik ve kullanıcı etkileri eksenlerinde analiz etmektedir. Çalışma, Türkiye modelinin belirsizlik ve idari hız üzerinden uyum üreten bir yapı oluşturduğunu; DSA’nın ise süreç, denetim ve öngörülebilirlik temelinde hesap verebilirlik üretmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır.
2026-01-30 12:48:52 - Arastiriyorum
Sosyal medya platformları artık yalnızca özel şirketler tarafından işletilen dijital hizmetler değil, ifade özgürlüğü, siyasal katılım ve kamusal tartışma açısından merkezi altyapılar haline gelmiştir¹. Bu dönüşüm, devletleri platformlar üzerinde daha güçlü düzenleyici roller üstlenmeye zorlamaktadır.
Türkiye ve Avrupa Birliği, bu bağlamda platformlara yönelik kapsamlı yasal çerçeveler geliştirmiştir. Ancak bu düzenlemeler, benzer kavramlara dayanmasına rağmen, farklı normatif varsayımlar ve yönetişim sonuçları üretmektedir².
Yöntem ve Analitik Çerçeve
Bu çalışma niteliksel ve karşılaştırmalı bir analiz yöntemine dayanmaktadır. Türkiye bağlamında 5651 sayılı Kanun, ilgili ikincil mevzuat ve İFÖD tarafından yayımlanan “Dijital İtaat Rejimi” raporu esas alınmıştır³. AB tarafında ise DSA metni, Avrupa Komisyonu’nun uygulama rehberleri ve ikincil düzenlemeler incelenmiştir⁴.
Analiz dört eksende yürütülmüştür:
- Düzenlemenin problem tanımı
- İçerik kaldırma ve müdahale mekanizmaları
- Şeffaflık ve hesap verebilirlik yapıları
- Kullanıcı üzerindeki etkiler
Düzenleme Mantığı: Sorun Nasıl Tanımlanıyor?
Türkiye
Türkiye’de sosyal medya düzenlemeleri, ağırlıklı olarak zararlı içeriğin hızlı biçimde ortadan kaldırılması problemine odaklanmaktadır⁵. Kamu düzeni, milli güvenlik ve kişilik hakları gibi geniş ve yoruma açık kavramlar, müdahalenin hukuki temelini oluşturmaktadır.
Bu yaklaşımda temel soru şudur:
İçerik ne kadar hızlı kaldırılabilir?
Avrupa Birliği (DSA)
DSA, platformları yalnızca içerik barındıran aktörler olarak değil, sistemik risk üreten kamusal alanlar olarak tanımlar⁶. Bu nedenle düzenlemenin odağı tekil içerikler değil, platformların yapısal etkileridir.
Buradaki temel soru şudur:
Platformlar bu etkiyi hangi kurallar ve denetim mekanizmaları altında kullanmaktadır?
İçerik Kaldırma Mekanizmaları: Hız ve Süreç Karşıtlığı
Türkiye
İFÖD raporuna göre Türkiye’de içerik kaldırma süreçleri büyük ölçüde idari talepler üzerinden işlemekte, mahkeme kararına dayanmayan taleplerde dahi platformların yüksek uyum gösterdiği görülmektedir³. Temsilcilik mekanizması, bu süreci operasyonel olarak hızlandırmaktadır.
Ancak bu süreçlerde:
- Gerekçelendirme
- Kullanıcıya bildirim
- Etkili itiraz mekanizması
çoğunlukla sınırlıdır⁷.
DSA
DSA’da içerik kaldırma süreçleri:
- Açık prosedürlere
- Gerekçe bildirimine
- Kullanıcı itiraz ve yeniden değerlendirme hakkına
bağlanmıştır⁸. Yanlış içerik kaldırma, ifade özgürlüğü açısından başlı başına bir risk olarak tanımlanır.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik
Türkiye
Türkiye’de platformlar şeffaflık raporları yayımlamakta; ancak bu raporlar çoğunlukla nicel veri içermekte, karar süreçlerinin bağlamını açıklamamaktadır³. Bu durum, şeffaflık kavramının hesap verebilirlik üretmeden kullanılmasına yol açmaktadır.
DSA
DSA, şeffaflığı yalnızca veri paylaşımı değil, denetlenebilirlik olarak tanımlar⁹. Platformların raporları bağımsız denetime açıktır ve algoritmik riskler düzenli olarak değerlendirilir.
Kullanıcı Etkileri ve Chilling Effect
Türkiye’de kural belirsizliği ve platformlar arası tutarsızlık, kullanıcılar üzerinde önleyici otosansür (chilling effect) yaratmaktadır¹⁰. Bu etki, açık yasaklardan ziyade öngörülemezlik yoluyla ortaya çıkmaktadır.
DSA ise bu etkiyi azaltmayı hedefler. Gerekçelendirme ve itiraz mekanizmaları, kullanıcı açısından öngörülebilirlik sağlamayı amaçlar⁸.
Tartışma
Karşılaştırma, iki farklı yönetişim rejimini ortaya koymaktadır:
- Türkiye modeli: belirsizlik ve idari hız üzerinden uyum üreten bir kontrol yapısı
- DSA modeli: süreç ve denetim üzerinden hesap verebilirlik üreten bir yönetişim yapısı
Bu fark, teknik değil; siyasal ve kurumsaldır.
Türkiye ve AB, benzer kavramlarla dijital platformları düzenlemektedir. Ancak sonuçlar farklıdır. Türkiye modeli daha hızlı ve sessiz bir alan üretirken, DSA daha yavaş ama denetlenebilir bir yapı öngörmektedir.
Bu bağlamda temel soru şudur:
Dijital kamusal alan daha sessiz mi olmalıdır,
yoksa daha hesap verebilir mi?
Dipnotlar
- Gillespie, T. (2018). Custodians of the Internet. Yale University Press.
- Helberger, N. et al. (2020). Governing online platforms. Oxford Internet Institute.
- İFÖD (2024). Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması.
- European Commission (2022). Digital Services Act – Regulation (EU) 2022/2065.
- Akdeniz, Y. & Güven, O. (2023). Türkiye’de internet düzenlemeleri üzerine analizler.
- European Commission (2020). DSA Impact Assessment.
- Article 19 (2021). Freedom of Expression and Platform Liability.
- DSA, Articles 14–20.
- DSA, Articles 33–42.
- Schauer, F. (1978). Fear, Risk and the First Amendment. Boston University Law Review.
Kaynakça (References)
- Akdeniz, Y., & Güven, O. (2023). Türkiye’de Dijital Platform Yönetişimi.
- European Commission. (2022). Regulation (EU) 2022/2065 – Digital Services Act.
- Gillespie, T. (2018). Custodians of the Internet. Yale University Press.
- Helberger, N., Pierson, J., & Poell, T. (2020). Governing online platforms. OII.
- İfade Özgürlüğü Derneği (2024). Dijital İtaat Rejimi.
- Schauer, F. (1978). Fear, Risk and the First Amendment.
- Article 19. (2021). Platform regulation and free expression.