Research İstanbul tarafından hazırlanan Susam Bülten’de yer alan “Gıda Güvenliği” dosyası, mutfakta güvenli gıda tüketiminin sandığımız kadar titizlikle uygulanmadığını gösteriyor.
Türkiye genelini temsil eden 2 bin katılımcıyla gerçekleştirilen araştırma, gündelik hayatta çoğu zaman “küçük bir detay” olarak görülen pek çok davranışın aslında hijyen ve sağlığı doğrudan etkileyen kritik riskler barındırdığını ortaya koyuyor. Salçadaki küçük bir küf tabakasını sıyırıp tüketmekten çiğ eti musluk altında yıkamaya kadar uzanan bu alışkanlıklar, toplum genelinde sanılandan çok daha yaygın. Araştırma, tüketicilerin satın alma anında daha dikkatli davranmasına karşın, mutfaktaki uygulamalarda benimsediği bazı pratiklerin ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilecek nitelikte olduğunu net bir şekilde gösteriyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 63’ü, salçada az miktarda küf görünce sadece küflü bölgeyi sıyırıp kalanı tükettiğini söylüyor. Yüzde 56,1 ise çiğ et ve tavuğu pişirmeden önce musluk altında yıkadığını belirtiyor. Daha sınırlı fakat hala dikkat çekici bir kesimse, çözdürdüğü et/tavuğu tekrar dondurduğunu ifade ediyor. Son kullanma tarihi geçen sütü “koklayıp iyiyse içerim” diyenlerin oranı ise yüzde 17 olarak karşımıza çıkıyor.
Riskli davranışlar tüketim sırasında artarken, satın alma aşamasında tüketicinin daha kontrollü davrandığı görülüyor.
Bu tablo, “satın alma refleksleri” ile “tüketim alışkanlıkları” arasındaki çelişkiyi de gözler önüne seriyor.
Araştırmaya göre her 3 kişiden 1’i, sağlık açısından en güvenilir alışveriş kanalının zincir marketler olduğunu düşünüyor. Zincir marketleri, 7 puan geriden takip eden semt pazarları izliyor.
Dikkat çeken bir diğer bulgu ise mahalle esnafına duyulan güvenin, yerel marketlerden yaklaşık 6 puan daha yüksek çıkması.
Öte yandan “hiçbiri”, “hepsi” veya “hangisi daha uygunsa” gibi yanıtlar, katılımcıların açık uçlu kendi yorumlarıyla oluşturdukları kategoriler olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Susam Bülten