Türkiye perakende sektörü rakamsal olarak rekorlar kırıyor; e-ticaret büyüyor, tüketim canlı. Peki neden perakendeciler nefes alamıyor? TÜSİAD’ın Türkiye Perakende Pazar Değerlendirmesi raporu, yüksek talebin arkasındaki kârlılık baskısını, zayıflayan sadakati ve sürdürülemez büyüme modelini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
TÜSİAD Türkiye Perakende Pazar Değerlendirmesi Raporu Ne Söylüyor?
Türkiye perakende sektörü rakamsal olarak hâlâ güçlü. Ancak bu güç, eskisi kadar rahat bir zemine basmıyor. TÜSİAD’ın yayımladığı Türkiye Perakende Pazar Değerlendirmesi raporu, büyüyen bir pazarın aynı anda nasıl daha kırılgan hâle geldiğini net biçimde ortaya koyuyor. Yüksek talep, dijitalleşme ve genç nüfus avantajı bir yanda; kârlılık baskısı, maliyet artışları ve zayıflayan sadakat öte yanda.
Bu yazıda raporun öne çıkan bulgularını, perakendeciler ve markalar için ne anlama geldiğini birlikte ele alıyoruz.
Türkiye’de perakende ekosistemi, gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık %24’ünü oluşturuyor. Bu oran, AB ortalamasının belirgin biçimde üzerinde. Yani Türkiye ekonomisi hâlâ güçlü biçimde tüketime dayanıyor. Ancak bu tablo aynı zamanda perakendecilerin makro dalgalanmalara daha açık hâle gelmesi anlamına geliyor.
Rapor, son yıllarda sektörde kârlılık baskılarının kalıcılaştığını vurguluyor. Artan girdi maliyetleri, iş gücü giderleri ve lojistik harcamalar; fiyatlara sınırsız yansıtılamıyor. Çünkü tüketici tarafında sabır da bütçe de sınırlı.
Rapora göre Türkiye’de tüketici davranışı belirgin biçimde değişmiş durumda:
Tüketici artık daha planlı, daha minimal ve daha rasyonel. Kampanya var diye alışveriş yapan kitle küçülüyor. Değer algısı; fiyat, kalite, erişilebilirlik ve güven başlıklarının toplamı üzerinden kuruluyor.
Özellikle genç tüketiciler için sürdürülebilirlik, şeffaflık ve anlamlı marka söylemi önemli. Ancak raporun altını çizdiği kritik bir risk var: Sürdürülebilirlik iddiaları kanıtlanamazsa, marka güveni çok hızlı eriyor.
Türkiye e-ticaret pazarı son 5 yılda neredeyse patlama yaşadı. Hacim 136 milyar TL’den 3 trilyon TL’ye çıktı. Ancak rapor, bu hızlı büyümenin artık bir doygunluk aşamasına girdiğini söylüyor.
Bu ne demek?
Artık mesele “online olmak” değil. Mesele kârlı, sürdürülebilir ve entegre olmak.
Kanal Sınırları Silindi: Omnichannel MecburiyetRapora göre tüketici gözünde online ve offline artık rakip değil. Alışveriş yolculuğu parçalı:
Bu nedenle çok kanallı yapı bir “tercih” değil, operasyonel bir zorunluluk. Fiziksel mağaza, deneyim alanına; online kanal ise hız ve karşılaştırma merkezine dönüşüyor.
Küresel krizler, jeopolitik riskler ve artan maliyetler tedarik zincirlerini kırılgan hâle getirdi. Rapora göre perakendeciler artık:
gibi stratejilere yönelmek zorunda. Özellikle gıda perakendesinde tedarik güvenliği, fiyat rekabetinin önüne geçmeye başlıyor.
Perakende, Türkiye’de toplam istihdamın yaklaşık %19’unu oluşturuyor. Kadın ve genç istihdamı yüksek. Ancak rapor, sektörde ciddi bir yapısal sorun olduğuna işaret ediyor:
Perakendenin “geçici iş” algısından çıkıp gerçek bir kariyer alanı olarak konumlanması gerektiği vurgulanıyor. Aksi hâlde yetenek kaybı kalıcı hâle gelecek.
TÜSİAD raporu net bir mesaj veriyor:
Türkiye perakendesi büyümeye devam ediyor ama eski reflekslerle ayakta kalması mümkün değil.
Önümüzdeki dönemde kazananlar:
oyuncular olacak.
Diğerleri ise hâlâ “kampanya yapınca satış artar” evreninde yaşamaya devam edebilir. O evren artık pek misafir kabul etmiyor.