Raporun ana fikri basit: Finansal piyasalar “sakin” görünüyor, ama bu sakinlik kırılgan. IMF’ye göre riskli varlık fiyatları yeniden şişmiş durumda ve piyasalar, ticaret gerilimlerinin (özellikle tarifelerin) büyüme ve enflasyon etkisini “yeterince umursamıyor”. Bu yüzden IMF’nin “growth-at-risk” çerçevesi, finansal istikrar risklerinin yüksek kaldığını söylüyor.
“Tarife, jeopolitik, belirsizlik” üçlüsü: fiyatlar umursamaz, sistem hassas
IMF’nin rahatsız olduğu şey şu: belirsizlik ve parçalanma (fragmentation) artıyor ama piyasa fiyatlaması “rahat”. Bu rahatlığın bedeli genelde ani bir yeniden fiyatlama olur ve rapor bunu zemin kayması metaforuyla anlatıyor.
Bunun özellikle iki kanalı var:
Raporun güçlü damarlarından biri, gelişmiş ekonomilerde artan tahvil arzının getiri eğrilerini dikleştirmesi ve yatırımcıların daha yüksek “term premium” talep etmesi. Basitçe: Devlet daha çok borçlanıyor, merkez bankaları bilanço küçültüyor (QT), piyasadaki “free float” artıyor, bunu birilerinin taşıması gerekiyor. Taşıyan da fiyat ister. Rapor bunu grafikle anlatıyor: “Rising bond supply … has steepened yield curves.”
Alt metin şudur: Bugünkü sakinlikte bile, maliye kaynaklı bir oynaklık rejimi doğuyor. Faiz artık sadece enflasyon değil, “devletin borç iştahı” tarafından da yukarı itilebilir.
Rapor, gelişmekte olan ekonomileri ikiye ayırıyor:
Raporun önemli (ve biraz da politik) cümlesi şu: Yerel para borçlanma bir “teknik tercih” değil, kurumsal kapasite ve güven meselesi. “İyi ülkeler” için bir istikrar aracı; “kötü ülkeler” için ise bankacılık sistemine yük bindiren bir mecburiyet.
Bu bölümün politika seti de net: para politikası çerçevesi, repo piyasaları, şeffaf ihraç stratejisi, yatırımcı tabanını çeşitlendirme gibi “piyasa inşası” reçeteleri.
IMF, döviz piyasalarının “çok likit” görünmesine rağmen belirsizlik dönemlerinde hızla bozulabildiğini söylüyor: hedge talebi artıyor, fonlama maliyeti yükseliyor, likidite düşüyor, spread açılıyor, oynaklık artıyor.
Burada kritik detaylar:
Öneri seti de “daha fazla veri, daha fazla tampon, daha fazla koordinasyon”: swap hatları dahil küresel finansal güvenlik ağının güçlendirilmesi, PvP kullanımının artırılması, siber dayanıklılık vb.
Raporda stablecoin tarafı da var ve IMF bunu doğrudan “run riski” ve “monetary sovereignty” diye çerçeveliyor. Özellikle kısa vadeli devlet kağıtlarıyla desteklenen stablecoin’lerin büyümesi, güvenli varlık piyasaları ve ödeme sistemlerine yeni bir kırılganlık katmanı ekliyor. (Koşullu bir uyarı var: “büyüme sürerse sistemik etkiler olur”.)
Politika tarafında ise:
IMF bu raporda şunu yapıyor:
Sakin görünen piyasaya, üç ayrı mayın döşüyor.
Ve rapor, döviz piyasası ile stablecoin başlıklarını aynı çatıya koyarak şunu ima ediyor:
Finansal sistemde yeni kırılganlıklar artık sadece bankalardan çıkmıyor; piyasa altyapısı, NBFI’lar ve dijital paranın çevresi de en az bankalar kadar “sistemik”.