İş Yerinde Aidiyet Krizi Sessizce Derinleşiyor
Dünya hiç olmadığı kadar bağlantılı. Ama çalışanlar hiç olmadığı kadar yalnız. EY’nin 2025 Küresel Çalışan Aidiyet Barometresi, iş dünyasının en büyük çelişkilerinden birini net biçimde ortaya koyuyor: Dijital olarak sürekli temas hâlindeyiz, insani olarak giderek kopuyoruz.
2025-12-28 15:05:40 - Arastiriyorum
EY’nin ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Singapur ve Hindistan’da 5.000’in üzerinde çalışanla yaptığı araştırmaya göre, küresel ölçekte çalışanların yüzde 85’i iş yerinde dışlanma, kopukluk veya yalnızlık hissettiğini söylüyor. Üstelik bu oran, sadece iki yılda yüzde 10 artmış durumda
Bu tabloyu “yeni normal” diye geçiştirmek mümkün değil. Çünkü mesele geçici bir ruh hâli değil, yapısal bir kırılma.
İş Yeri Hâlâ Önemli Ama Daha Kırılgan
Raporun en çarpıcı bulgularından biri şu: Tüm bu kopukluğa rağmen iş yeri, hâlâ evden sonra en güçlü aidiyet alanı. Katılımcıların yüzde 47’si, evden sonra en fazla aidiyet hissettiği yerin iş yeri olduğunu söylüyor. Mahalle, dini topluluklar ya da sosyal çevreler bunun gerisinde kalıyor.
Yani sorun şu değil: “İş yeri artık kimse için önemli değil.”
Sorun şu: İş yeri önemli ama giderek daha güvensiz ve soğuk bir alana dönüşüyor.
Z Kuşağı Alarm Veriyor
Aidiyet krizinin en sert hissedildiği yer genç kuşaklar. Z kuşağının yüzde 92’si, Y kuşağının ise yüzde 87’si iş yerinde yalnızlık ve dışlanma yaşadığını belirtiyor. Bu oranlar X kuşağı ve baby boomer’larda belirgin biçimde daha düşük.
Daha da çarpıcısı şu:
Z kuşağının yüzde 54’ü, haftada en az bir gün tek bir gerçek zamanlı konuşma yapmadan tam bir iş gününü geçiriyor. Ne yüz yüze, ne çevrim içi. Yalnızca ekranlar ve görev listeleri.
Uzaktan çalışma bu kopuşu daha da derinleştiriyor. Tamamen uzaktan çalışanların yüzde 63’ü, haftada en az bir gün hiçbir gerçek zamanlı iletişim kurmadan çalıştığını söylüyor. Ofiste çalışanlarda bu oran yüzde 35. Yani mesele “nerede çalıştığımızdan” çok, nasıl çalıştığımızla ilgili.
Görünmeyen Emek, Sessiz Dışlanma
Rapor, yalnızlık hissini besleyen iki temel nedeni açıkça ortaya koyuyor:
- Başarıların yeterince fark edilmemesi
- Toplantılara ve karar süreçlerine dahil edilmemek
Bu ikisi bir araya geldiğinde çalışan için ortaya çıkan duygu basit: “Buradayım ama yok sayılıyorum.”
Katılımcıların yüzde 58’i, iş yerinde kimliğinin bazı yönlerini paylaşırken rahat hissetmediğini söylüyor. Z kuşağında bu oran yüzde 71. Yani genç çalışanlar sadece yalnız değil, aynı zamanda kendileri olma konusunda da temkinli.
Aidiyetin Anahtarı: Psikolojik Güvenlik
EY raporu bu noktada net: Aidiyet hissini en çok güçlendiren unsur psikolojik güvenlik. Yüzde 41 ile listenin başında yer alıyor. Hata yapabilmek, soru sorabilmek, yardım isteyebilmek ve bunun kariyer riskine dönüşmemesi…
Ancak tam tersine çalışan faktörler de güçlü:
Ekonomik dalgalanmalar yüzde 32, toplumsal gerilimler yüzde 25 oranında psikolojik güvenliği zayıflatıyor. Bu baskıyı en yoğun hissedenler yine Z ve Y kuşağı. Z kuşağının yüzde 74’ü, ekonomik belirsizlik nedeniyle kendini sıkışmış hissediyor.
Yapay Zeka: Destek mi, Yedek mi?
Raporda en rahatsız edici başlıklardan biri burası. Çalışanların yüzde 26’sı, kendini yalnız hissettiğinde bir yapay zeka uygulamasına ya da sohbet botuna yöneldiğini söylüyor. İnsan ilişkilerinin yerini algoritmaların doldurmaya başladığı bir eşik bu.
Öte yandan katılımcıların yüzde 32’si, yapay zeka ve teknolojinin aidiyet hissini güçlendirdiğini düşünüyor. Z kuşağında bu oran yüzde 40’a çıkıyor, baby boomer’larda yüzde 13’te kalıyor. Yani teknoloji bir köprü olabilir ama insan temasının yerine geçtiği anda sorun başlıyor.
Nitekim çalışanların yüzde 48’i, farklı kuşaklardan meslektaşlarla çalışmanın aidiyet hissini artırdığını söylüyor. Hâlâ.
Aidiyet Bir “Yan Fayda” Değil
EY’nin Çalışan Aidiyet Barometresi şunu net biçimde söylüyor:
Aidiyet, ofis dekorasyonu ya da “mutlu cuma” etkinliği meselesi değil. Performans, bağlılık, iyi oluş ve elde tutma ile doğrudan ilişkili bir temel ihtiyaç.
İş dünyası bu yalnızlık dalgasını görmezden gelmeye devam ederse, kaybedilen sadece çalışan memnuniyeti olmayacak. Kurum kültürü, kolektif akıl ve uzun vadeli güven de sessizce aşınacak.
Bağlantılı bir dünyada kopuk çalışmak mümkün. Ama sürdürülebilir değil.
Çalışan Aidiyet Barometresi’nin tamamını incelemek için TIKLAYIN!