Belirsizlik Ekonomisinde Türkiye’nin Eşik Noktası
2026’ya girerken Türkiye ekonomisine ve toplumsal eğilimlere dair yapılan değerlendirmeler, klasik büyüme–enflasyon ikileminden daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor. EDAM tarafından yayımlanan “2026’ya Bakış” raporu; makroekonomik göstergeler, beklenti anketleri ve sektörel projeksiyonlar üzerinden Türkiye’nin önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği eşikleri analiz ediyor.
2026-02-16 13:06:09 - Arastiriyorum
Raporda öne çıkan temel başlıklardan biri enflasyon–faiz dengesi. 2025 sonu itibarıyla uygulanan para politikası sıkılaşmasının 2026’da fiyat istikrarı üzerindeki etkileri ele alınıyor. Bununla birlikte dezenflasyon sürecinin doğrusal ilerlemeyeceği vurgulanıyor.
Öne çıkan bulgular:
- İç talepte kontrollü yavaşlama
- Kredi genişlemesinde seçici yaklaşım
- Reel gelirlerde sınırlı toparlanma
- Hanehalkı beklentilerinde temkinli iyimserlik
Ekonomik dengelenmenin teknik boyutu ile sosyal algı arasındaki hız farkı, 2026’nın temel kırılganlık alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Beklenti anketleri, hanehalkının risk algısının yüksek seyrini sürdürdüğünü gösteriyor.
- Büyük ölçekli harcamalarda erteleme eğilimi
- Fiyat odaklı tüketim davranışı
- Marka sadakatinde zayıflama
- Geleceğe dönük gelir beklentilerinde ihtiyatlılık
Bu çerçevede tüketim ekonomisinin ivme kazanmasının zamana yayılabileceği değerlendiriliyor. Harcama kararlarında rasyonelleşme ve temkinli yaklaşım dikkat çekiyor.
Rapor, 2026 yılında sektörler arası performans farklılaşmasının süreceğine işaret ediyor.
- İhracat odaklı sektörlerde görece dayanıklılık
- İç talebe bağımlı alanlarda kırılganlık
- Teknoloji ve dijital hizmetlerde yapısal büyüme potansiyeli
- Enerji maliyetlerinin rekabet gücü üzerindeki etkisi
Bu tablo, toparlanmanın homojen bir yapıda gerçekleşmeyeceğini gösteriyor. Sektörel performans, küresel konjonktür ve finansman koşullarıyla yakından ilişkili.
Raporda küresel faiz ortamı, jeopolitik riskler ve ticaret dengeleri de analiz ediliyor.
Türkiye’nin 2026’da:
- Küresel finansman koşullarına duyarlı kalacağı
- Döviz likiditesi yönetiminin kritik önem taşıyacağı
- Jeopolitik gelişmelerden doğrudan etkileneceği
değerlendiriliyor.
Makro istikrarın yalnızca iç politika araçlarına değil, küresel risk iştahına da bağlı olduğu vurgulanıyor.
Raporda 2026 yılı, bir “sonuç yılı”ndan ziyade bir “geçiş yılı” olarak çerçeveleniyor. Temel mesele, sıkılaşma sonrası dengelenmenin sürdürülebilir büyüme modeline dönüşüp dönüşemeyeceği.
Bu dönüşüm açısından:
- Kurumsal güvenin güçlenmesi
- Öngörülebilir politika çerçevesi
- Üretken yatırımların teşviki
- Hanehalkı güveninin yeniden inşası
belirleyici unsurlar olarak sıralanıyor.
“2026’ya Bakış” raporu, riskleri abartmadan ve iyimserlik üretmeden, veri temelli bir değerlendirme sunuyor. 2026 yılı, ani sıçramalardan çok dengelenme kapasitesinin sınanacağı bir dönem olarak öne çıkıyor.
Makro göstergelerdeki iyileşmenin sosyal ve davranışsal göstergelere yansımasının zamana yayılabileceği değerlendiriliyor.
Raporun ayrıntılı analizine erişmek için:
https://edam.org.tr///Uploads/Yukleme_Resim/2026ya-bakis-28-01-2026-01-03-31.pdf