2026’ya Giderken Pazarlama ve Satışın Yeni Gerçeği: Veri Yetmiyor, Akıl Lazım

Teknoloji pazarlaması uzun süredir bir şey yapıyormuş gibi davranıyordu. Dashboard’lar çoğaldı, raporlar kalınlaştı, metrikler arttı. IDC’nin 2026’ya yönelik bu raporu ise rahatsız edici bir gerçeği net biçimde söylüyor: Veri var ama içgörü hâlâ kıt.

2026-01-22 11:07:05 - Arastiriyorum

IDC’ye göre 2026’yı şekillendiren sekiz ana trendin tamamı, tek bir eksende birleşiyor: güvenilir veriyle desteklenen karar alma. Yapay zekâ burada sihirli bir değnek değil. Yanlış veriyle beslendiğinde sadece hataları otomatikleştiriyor.


İlk büyük kırılma, AI destekli içgörülerin artık “avantaj” değil, giriş bileti haline gelmesi. Organizasyonların %65’i kampanya ve etkileşim otomasyonunda AI kullanıyor. Neredeyse hiç kimse “biz kullanmıyoruz” diyemiyor. Bu noktada rekabet, AI kullanmakta değil; AI’dan anlamlı sonuç çıkarmakta başlıyor.


İkinci kritik başlık, AI destekli arama ve keşif. Arama motorları artık sadece anahtar kelime eşleştirmiyor, niyet okuyor. IDC’ye göre şirketlerin %40’ından fazlası içeriklerini bu yeni keşif mantığına göre optimize etmeyi bir numaralı öncelik olarak görüyor. SEO artık teknik bir konu değil, stratejik bir okuryazarlık.


Üçüncü büyük dönüşüm: first-party data. Çerezlerin sonu, romantik bir “daha etik internet” masalı değil. Daha pahalı, daha zahmetli ve daha disiplinli bir dönem. Organizasyonların %80’i kimlik çözümleme ve veri birleştirme teknolojilerine yatırım yapmayı planlıyor. Kısaca: müşteri verisini tanımıyorsan, müşteriyi de tanımıyorsun.


Dördüncü trend, herkesin konuşup kimsenin tam beceremediği konu: kişiselleştirme. Yüksek seviyede kişiselleştirmenin performansı %50 ila %100 arasında artırabildiği biliniyor ama etkileşimlerin yarısından azı gerçekten kişisel. Sorun teknoloji değil, veri mimarisi ve karar cesareti.


Beşinci başlıkta otonom ajanlar ve dijital iş gücü var. IDC’ye göre agentic teknolojiler, önceki teknolojik dalgalardan daha hızlı şekilde 500 milyar dolarlık ticareti destekleyecek. Bu kulağa fütüristik geliyor ama aslında çok sıradan bir anlama geliyor: Tekrarlayan işleri insanlar değil sistemler yapacak.


Altıncı trend, yeni kanallar. Connected TV, retail media, AR/VR. Hepsi “denenmesi gereken” alanlar ama IDC burada net bir uyarı yapıyor: Denemek yetmez, ölçmek şart. Analitik yoksa bu kanallar sadece pahalı oyuncak.

Yedinci başlık, satış tarafının uzun süredir kaçtığı gerçekle ilgili: aksiyon alınabilir içgörü. Satış ekipleri daha fazla grafik istemiyor. Ne yapacağını söyleyen veri istiyor. Müşteri deneyimi, satış teknolojisi yatırımlarının merkezine yerleşmiş durumda.


Ve son olarak belki de en az konuşulan ama en belirleyici konu: güven, yönetişim ve etik veri kullanımı. Kurumların %54’ü müşteri memnuniyetini Voice of Customer programlarının ana metriği olarak görüyor. Şeffaf olmayan veri kullanımı artık sadece hukuki değil, ticari bir risk.


Bu raporun asıl mesajı şu:

2026’da kazananlar daha fazla teknoloji kullananlar değil, teknolojiyi ne zaman durduracağını bilenler olacak. Veriyle sarhoş olan değil, veriyle düşünebilen organizasyonlar öne çıkacak.

More Posts