2026 Neden Farklı Hissediyor? Çünkü Artık Karar Vermemek de Bir Karar

Şirketler 2026’ya garip bir ruh haliyle giriyor. Ne panik var ne de rahatlık. Publicis Sapient’in Guide to Next 2026 raporu bu hali tek bir kavramla tanımlıyor: iyimser belirsizlik. Herkes umutlu ama kimse tam olarak hazır değil.

2026-01-22 14:07:49 - Arastiriyorum

Raporun en rahatsız edici tespiti şu:

Kurumlardaki özgüven, kapasitenin önüne geçmiş durumda. AI ölçekli diyoruz, ama çoğu hâlâ pilotta. Agent’lar yayılıyor ama kimse tam olarak kimin ne karar verdiğini bilmiyor. İşte raporun adını koyduğu yeni kriz burada başlıyor: decision debt, yani karar borcu.


Yeni Teknik Borç: Kod Değil, Karar

Eskiden teknik borç dediğimiz şey kötü yazılmış koddu. Şimdi sorun daha derin. Agentic AI sistemleri gerçek zamanlı kararlar alıyor ve bu kararlar izlenemiyor, açıklanamıyor, geri alınamıyor.

Rapor bunu “agent debt” olarak adlandırıyor. Her ekip kendi agent’ını geliştiriyor, kendi kurallarını koyuyor, sonra bu kararlar çakışıyor. Sonuç verimlilik değil; karmaşa, risk ve görünmez kayıp. En tehlikelisi de şu: Bu hatalar sessizce birikiyor. Fark edildiğinde artık çok geç oluyor.


AI Her Yerde Ama Kimlik Yok

Raporda özellikle perakende ve tüketici ürünleri bölümleri çok net bir uyarı yapıyor:

AI her şeyi optimize ederse, herkes birbirine benzer.

Fiyatlama, öneri sistemleri, müşteri hizmetleri… Hepsi aynı verimlilik mantığıyla çalışırsa markalar ayırt edilemez hale geliyor. Publicis Sapient bunu açık söylüyor:

Gelecekte marka bir kampanya değil, bir sistem davranışı olacak.

AI, markanın kimliğini silen bir araç da olabilir, onu kodlayan bir altyapı da. Aradaki fark teknoloji değil, yönetişim.


Pilot Cehennemi ve Sahte Hazırlık

Rapor boyunca tekrar eden bir tema var: “hazırız” sanısı. Özellikle retail ve telco tarafında yöneticilerin çoğu AI konusunda kendilerini olgun görüyor. Ama aynı rapor gösteriyor ki bu olgunluk ölçülmüyor, doğrulanmıyor, yönetilmiyor.

Confidence without verification.

Yani kanıtsız özgüven.

Bu da şirketleri “pilot purgatory”ye hapsediyor. Her yerde deneme var, ama gerçek ölçek yok. Çünkü veri dağınık, yönetişim yok, sahiplik belirsiz.


AI Giriş Seviyeyi Yedi. Şimdi Ne Olacak?

Raporun belki de en sessiz ama en tehlikeli bölümü burası.

AI, giriş seviyesi işleri hızla ortadan kaldırıyor. ABD’de entry-level pozisyonlar %35 azalmış durumda. Kısa vadede maliyet avantajı var, evet. Ama uzun vadede liderlik boşluğu geliyor.

Çünkü o “angarya” işler aslında birer çıraklık alanıydı. İnsanlar işi orada öğreniyordu. Şimdi o basamaklar yok. Rapor çok net söylüyor:

AI insanı döngüde tutacaksak, o insanın neye müdahale edeceğini bilmesi gerekir. Bu da deneyimle olur. Deneyimi kesersen, yönetişimi de kesersin.


Büyük Kırılma: Teknoloji Değil, Karar Yeteneği

Enerji, sağlık, finans, ulaşım… Rapor hangi sektöre bakarsa baksın aynı yere çıkıyor:

2026’da kazananlar en çok teknolojiye sahip olanlar değil, en hızlı ve en doğru kararı verebilenler olacak.

Sağlıkta asıl devrim teşhis değil, erişim.

Enerjide güç arzdan değil, karar hızından geliyor.

Finansta mesele ürün değil, hayat anları.

Yani teknoloji artık fark yaratmıyor. Nasıl yönettiğin yaratıyor.


Bu raporun özü çok net:

2026 teknolojik bir eşik değil, yönetsel bir sınav.

Agent’lar çoğalacak.

Veri artacak.

AI her yere girecek.

Ama ayakta kalanlar,

kararı ertelemeyenler,

yönetişimi sonradan hatırlamayanlar

ve “biz kimiz?” sorusunu sistemlere kodlayabilenler olacak.

More Posts