Türkiye’de Yatırımcı Yapay Zekayı Benimsedi Ama Henüz Teslim Olmadı

Türkiye’de bireysel yatırımcıların yapay zekayla kurduğu ilişki, çoğu teknoloji anlatısında gördüğümüz siyah-beyaz kalıplara pek uymuyor. Ne kör bir hayranlık var ne de refleksif bir reddiye. Ipsos Türkiye tarafından ForInvest adına Kasım 2025’te gerçekleştirilen “Yatırım & Yapay Zeka Araştırması 2025”, tam da bu gri alanı görünür kılıyor.

2026-01-15 09:04:16 - Arastiriyorum

Araştırma, Türkiye temsili 10 ilden 500 bireysel yatırımcıyla yürütülmüş durumda. Örneklemin ağırlıklı olarak C1 ve C2 sosyoekonomik gruplardan oluşması da bulguları özellikle aktif bireysel yatırımcı profili açısından anlamlı kılıyor. Yani karşımızda “teknolojiye uzaktan bakan” bir kitle değil, piyasanın içinde olan bir yatırımcı var.


Yapay Zeka Kullanılıyor Ama Merkezde Değil

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri şu: Türkiye’de bireysel yatırımcıların yüzde 75’i yatırım kararlarında yapay zekadan farklı düzeylerde faydalandığını söylüyor. Bu oran, ilk bakışta oldukça yüksek.

Ancak dağılıma bakıldığında tablo daha dengeli hale geliyor. Yüzde 42’lik kesim yapay zekayı “nadiren” kullanıyor. Düzenli ve yoğun kullanım oranı ise toplamda yüzde 33. Yani yapay zeka, yatırımcının hayatına girmiş durumda ama henüz karar alma sürecinin omurgası değil.

Bu bana şunu düşündürüyor: Türkiye’de yapay zeka, yatırımcının yerine düşünen bir aktör olarak değil, kararı destekleyen bir araç olarak konumlanıyor. İnsan faktörü geri çekilmiyor, sadece yanına bir ekran ekleniyor.


Güven Var Ama Sınırsız Değil

Yapay zeka destekli yatırım tavsiyelerine yüksek düzeyde güvenenlerin oranı yüzde 31. Ne çok düşük ne de ürkütücü derecede yüksek. Aslında bu oran, yatırımcı psikolojisi açısından oldukça sağlıklı bir yerde duruyor.

Türkiye’de yatırımcı, algoritmanın hızını ve erişim gücünü kabul ediyor ama nihai kararı ona bırakmıyor. Bu da yapay zekanın bir “otorite” değil, danışman olarak algılandığını gösteriyor.

Bu mesafe önemli. Çünkü finansal piyasalarda sorun genellikle teknolojinin kendisinden değil, ona atfedilen aşırı anlamdan çıkar.


Portföy Yönetiminde Gelecek: İnsan Gidiyor mu, Şekil mi Değiştiriyor?

Katılımcıların yüzde 71’i, önümüzdeki 5 yıl içinde yapay zekanın portföy yönetiminde insanın yerini tamamen ya da kısmen alabileceğini düşünüyor. Ancak burada kritik kelime “kısmen”.

Yatırımcıların büyük bölümü, tamamen otomatik bir gelecekten ziyade hibrit bir modeli daha gerçekçi görüyor. İnsan sezgisi, piyasa deneyimi ve bağlam okuması; yapay zekanın hız ve analiz kapasitesiyle birlikte düşünülüyor.

Bu da Türkiye’de yapay zekanın bir tehdit değil, rol değişimi yaratan bir dönüşüm olarak algılandığını gösteriyor.


Beklentinin Odak Noktası: Tahmin Yeteneği

Araştırmada yapay zekadan en çok fark yaratması beklenen alan, yüzde 23 ile piyasa tahminleri. Ardından yatırım asistanlığı ve portföy optimizasyonu geliyor.

Bu beklenti şaşırtıcı değil. Yüksek belirsizlik, hızlı veri akışı ve gürültülü piyasa ortamında yatırımcı, kendi göremediğini görmesini beklediği bir araca yöneliyor.

Ama bu aynı zamanda riskli bir beklenti. Çünkü yapay zekanın güçlü olduğu alan analizdir, kehanet değil. Bu ayrımın yatırımcı tarafında ne kadar netleşeceği, önümüzdeki dönemin kritik sorularından biri olacak.


Asıl Endişe Teknolojide Değil, Veride

Araştırmanın en net mesajlarından biri veri güvenliği ve gizlilik. Katılımcıların yüzde 52’si yapay zeka kullanımında en büyük riski bu alanda görüyor.

Bu sonuç, Türkiye’de teknolojik adaptasyonun klasik kırılma noktasını bir kez daha doğruluyor: Kullanma isteği yüksek ama kontrol ihtiyacı daha da yüksek.

Yanlış yönlendirme, kontrol kaybı, etik sorunlar ve regülasyon belirsizliği de yatırımcının zihnindeki soru işaretleri arasında. Yani yatırımcı şunu söylüyor:

“Akıllı olabilir ama denetlenebilir olmalı.”


Rekabet Algısı: Eşitleyen Değil, Ayıran Bir Teknoloji

Yatırımcıların yüzde 53’ü yapay zekanın yatırım dünyasında bir rekabet avantajı yaratacağına inanıyor. Sadece yüzde 21’i bu teknolojinin piyasayı demokratikleştireceğini düşünüyor.

Bu önemli bir kırılma. Yapay zeka, herkesin aynı noktaya erişmesini sağlayan bir araç olarak değil; doğru kullananı öne çıkaran bir kaldıraç olarak algılanıyor.

Bu da yatırım dünyasında yeni bir eşitsizlik katmanının doğabileceğine işaret ediyor. Fark, bilgiye erişimde değil; bilgiyi işleme ve yorumlama becerisinde oluşacak.


Büyük Resim

Ipsos Türkiye’nin metodolojik çerçevesi ve ForInvest’in sektörel odağıyla ortaya konan bu çalışma, Türkiye’de bireysel yatırımcının yapay zekaya karşı ne romantik ne de savunmacı olduğunu gösteriyor.

Yatırımcı:

Asıl dönüşümün teknoloji tarafında değil; eğitim, regülasyon ve güven mimarisi tarafında yaşanacağı çok net. Yapay zeka yatırım dünyasını değiştirecek. Ama nasıl ve kimin lehine olacağı, teknolojiden çok onu çevreleyen kurallarla belirlenecek.

Bu raporun söylediği şey basit ama önemli:

Türkiye’de yatırımcı hazır. Ama teslim olmaya değil, anlamaya hazır.


Raporun tamamı

More Posts