Türkiye’de En Büyük Sorun Ne? Ekonominin Ötesinde Bir “Gündelik Hayat” Meselesi

Gallup'un 107 ülkelik araştırmasına göre Türkiye'de ekonomik sorunlar açık ara en önemli ulusal gündem. Ancak araştırmanın asıl bulgusu başka: İnsanlar ekonomiyi GSYH ile değil, kendi hayatlarında ne kadar güvende hissettikleriyle değerlendiriyor.

2026-09-15 08:31:17 - Arastiriyorum

Gallup’un The World’s Most Important Problem: What People Need Leaders to Hear in 2026 araştırması oldukça basit bir sorudan hareket ediyor:

“Sizce ülkenizin şu anda karşı karşıya olduğu en önemli sorun nedir?”

Araştırma Mart-Ekim 2025 döneminde 107 ülke ve bölgede, ülke başına yaklaşık 1.000 veya daha fazla kişiyle gerçekleştirildi. Katılımcılar seçeneklerden birini işaretlemek yerine kendi ifadeleriyle yanıt verdi ve cevaplar daha sonra 12 ana kategori altında sınıflandırıldı. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Sonuç dünya açısından çok şaşırtıcı değil. İnsanlık yine ekonomiden şikâyet ediyor. Fakat Türkiye'nin tablodaki konumu meseleyi çok daha ilginç hale getiriyor.


Dünyanın bir numaralı sorunu: Ekonomi

107 ülkenin medyanına bakıldığında insanların %23'ü ekonomiyi ülkelerinin en önemli sorunu olarak tanımlıyor.

Ardından:

geliyor. Göç ise küresel ölçekte yalnızca %1 ile ilk sorun olarak belirtiliyor. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Ancak bu küresel ortalama Türkiye'deki durumu anlatmaya yetmiyor.


Türkiye dünyadaki en yüksek ekonomik kaygı gruplarından birinde

Raporun Türkiye açısından en çarpıcı grafiği 13. sayfada.

Gallup, ekonomi ile gıda/barınma gibi temel ihtiyaçları birlikte ele aldığında, 15 ülkede yetişkinlerin en az yarısının ülkenin en önemli sorunu olarak ekonomik meseleleri gösterdiğini buluyor.

Türkiye bu 15 ülkenin arasında ve listenin üst sıralarında:

Türkiye'de katılımcıların %61'i ekonomiyi, yaklaşık %1'i ise gıda/barınmayı en önemli ulusal sorun olarak görüyor.

Yani ekonomik sorunların toplamı kabaca %62 düzeyine ulaşıyor. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Türkiye bu oranla Malawi, Bolivya ve Venezuela'nın ardından ekonomik kaygının en yoğun olduğu ülkelerden biri konumunda.

Daha da dikkat çekici olan, Türkiye'nin Arnavutluk, Mısır, Zambiya, İrlanda, Nijerya, Arjantin, Senegal, Kazakistan, Etiyopya, Avustralya ve Madagaskar gibi ekonomik ve sosyal yapıları birbirinden son derece farklı ülkelerle aynı grupta bulunması.

Buradaki ortak nokta ülkelerin gelişmişlik seviyesi değil.

İnsanların mevcut gelirleriyle hayatlarını ne kadar rahat sürdürebildikleri.


Asıl mesele büyüme değil, “geçinebiliyor muyum?” sorusu

Raporun belki de en değerli bulgusu burada ortaya çıkıyor.

Gallup ülkelerin ekonomik büyüme oranlarıyla insanların ekonomiyi en önemli sorun olarak görmeleri arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Sonuç neredeyse ilişkisizlik:

GDP büyümesi ile ekonomik kaygı arasındaki korelasyon yalnızca r=0,11.

Buna karşılık insanların mevcut hane gelirleriyle rahat yaşayabildiklerini söyleme oranıyla ekonomik kaygı arasında çok daha belirgin ters yönlü bir ilişki bulunuyor:

r=-0,43. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Başka bir ifadeyle:

Ekonomi büyüyebilir. Fakat insanlar o büyümeyi kendi hayatlarında hissetmiyorsa, onların gözünde ekonomi iyi değildir.

Türkiye açısından bu ayrım özellikle anlamlı.

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,7 büyüdü, 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık büyüme %2,3 oldu. Buna karşılık Ağustos 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu hâlâ %31,51 seviyesinde. Turkish Statistical Institute

Üstelik insanların günlük yaşamında çok daha görünür olan bazı kalemlerde fiyat artışları genel enflasyonun üzerinde.

Ağustos 2026 itibarıyla yıllık artış:

gıda ve alkolsüz içeceklerde %33,79, ulaştırmada %35,08, konut-su-elektrik-gaz ve diğer yakıtlarda %39,77. Veri Portalı

Bu nedenle büyüme ile ekonomik algının aynı anda farklı yönlere hareket etmesi aslında çelişki değil.

İnsanların yaşadığı ekonomi ile makroekonomik göstergelerde görülen ekonomi aynı şey olmayabiliyor.


Türkiye verisi aslında yeni bir hikâye anlatmıyor

Türkiye açısından Gallup sonucu tamamen beklenmedik de değil.

TÜİK'in Yaşam Memnuniyeti Araştırması'nda 2023 yılında katılımcıların %33,8'i hayat pahalılığını Türkiye'nin en önemli sorunu olarak belirtmişti. Eğitim %16,5, yoksulluk ise %13,4 seviyesindeydi. Veri Portalı

Gallup'un daha sonraki araştırmasında ekonomik sorunların çok daha yüksek bir yoğunlukla karşımıza çıkması, ekonomik gündemin toplumun zihnindeki ağırlığını göstermesi açısından önemli.

Burada yalnızca “enflasyon yüksek” demek ise resmi eksik bırakıyor.

Mesele giderek ekonomik güvenlik hissine dönüşüyor.


Gençler ekonomiden daha fazla endişeli

Gallup'un küresel analizinde ekonomik sorunları ülkenin en önemli problemi olarak görenlerin oranı:

15-34 yaş grubunda %34,

35-54 yaş grubunda %33,

55 yaş ve üzerinde ise %30.

Kadınlarda oran %35, erkeklerde %31.

Hayat değerlendirmesinde kendisini “thriving” yani iyi durumda görenlerde ekonomik kaygı %30 iken, “suffering” grubunda %36'ya çıkıyor. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Türkiye için rapor bu demografik kırılımları ayrı ayrı yayımlamıyor. Dolayısıyla bu oranları doğrudan Türkiye'ye taşımak doğru olmaz.

Ancak küresel örüntü önemli bir şeyi gösteriyor:

Ekonomik kaygı yalnızca gelir seviyesinin değil, geleceğe ilişkin ekonomik güvenin de göstergesi.

Özellikle gençler açısından mesele bugünkü gelirden çok daha büyük olabilir: konuta erişebilmek, bağımsız yaşayabilmek, tasarruf edebilmek, aile kurabilmek veya geleceğe yatırım yapabilmek.


İşsizlik tek başına “iş sorunu”nu açıklamıyor

Araştırmanın ikinci önemli bulgusu çalışma hayatıyla ilgili.

Dünya genelinde insanların %10'u iş ve istihdamı ülkelerinin en önemli sorunu olarak görüyor.

İşsizler arasında bu oran %17.

Fakat ilginç biçimde çalışanlarda ve işgücünün dışında bulunanlarda oran aynı: %10.

Gallup buradan önemli bir sonuç çıkarıyor:

İnsanların “iş” problemi dediği şey yalnızca işsizlik değil.

İş kalitesi, ücretler, eksik istihdam, çalışma koşulları ve anlamlı bir işe sahip olma meselesi de bu algının parçası. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Türkiye açısından bu ayrım yine önemli.

TÜİK'in Temmuz 2026 verisinde mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %8,1 seviyesinde. Turkish Statistical Institute

Sadece bu rakama bakarak çalışma hayatındaki memnuniyeti değerlendirmek, ekonomik büyümeye bakarak insanların refahını ölçmeye benziyor.

İstatistik doğru olabilir.

Ama insanların deneyimini tek başına anlatmaz.


Zengin ülkelerde ekonomi geri çekildikçe siyaset öne çıkıyor

Raporun ilginç karşılaştırmalarından biri de ülkelerin gelir düzeyi yükseldikçe sorun algısının nasıl değiştiği.

Düşük gelirli ülkelerde temel ihtiyaçlar, ekonomi ve istihdam öne çıkarken yüksek gelirli ülkelerde siyaset ve yönetim sorunlarının ağırlığı artıyor.

Yüksek gelirli ülkelerde siyaseti en önemli sorun olarak görenlerin medyanı %14.

Üst-orta gelir grubunda %7, alt-orta ve düşük gelir grubunda ise yaklaşık %5.

Daha da önemlisi kurumsal güven.

Beş temel kurumdan yalnızca sıfır veya birine güvenen kişilerde siyaseti en önemli sorun olarak görenlerin oranı %15 iken, dört veya beş kuruma güvenenlerde bu oran %8'e düşüyor. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Ekonomik kaygıda ise kurumsal güvenin etkisi çok daha sınırlı.

Bu da ilginç bir ayrım yaratıyor:

Ekonomik sorun daha çok insanların hayatlarında hissettikleri maddi deneyimle, siyasi sorun ise kurumların çalıştığına duyulan güvenle bağlantılı görünüyor.


Güvenlik ancak gerçekten bozulduğunda her şeyi bastırıyor

Küresel medyaya bakıldığında savaş ve güvenlik meselelerinin dünyanın bir numaralı gündemi olduğu düşünülebilir.

Gallup verisi daha farklı bir resim çiziyor.

Küresel medyanda güvenliği ülkenin en önemli sorunu olarak görenlerin oranı yalnızca %7.

Fakat çatışma yaşayan ülkelerde tablo dramatik biçimde değişiyor.

Ukrayna'da oran %83, İsrail'de %71, Filistin'de %55, Rusya'da %43. The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Türkiye de raporun güvenlik algısıyla Global Peace Index arasındaki ilişkiyi gösteren grafiğinde yer alıyor. Ancak Türkiye'de güvenlik, ekonomik sorunların önüne geçmiyor.

Bu da araştırmanın genel mantığıyla uyumlu:

İnsanlar genellikle kendilerine en yakın ve gündelik hayatlarını en fazla etkileyen problemi önceliklendiriyor.


Türkiye açısından araştırmanın asıl mesajı ne?

Bu raporu yalnızca “Türkiye'de insanların %62'si ekonomiden şikâyet ediyor” diye okumak kolay.

Ama asıl önemli sonuç bu değil.

Araştırma bize ekonomik algının nasıl oluştuğuna ilişkin daha güçlü bir şey söylüyor.

Türkiye'de ekonomik performansı değerlendirirken yalnızca büyüme, işsizlik veya enflasyon gibi makro göstergelere bakmak toplumun ekonomik deneyimini açıklamaya yetmiyor.

Ağustos 2026'da tüketici güven endeksinin 90,8 seviyesinde bulunması da bu açıdan dikkat çekici. Turkish Statistical Institute

Gallup'un küresel bulgusuyla birlikte düşünüldüğünde asıl soru şuna dönüşüyor:

İnsanlar mevcut gelirleriyle kendilerini ekonomik olarak güvende hissediyor mu?

Kirasını ödedikten sonra ne kadar para kalıyor?

Market harcamaları bütçenin ne kadarını tüketiyor?

Bir genç birkaç yıl içinde kendi evine çıkabileceğine inanıyor mu?

Bir aile beklenmedik bir harcamayı karşılayabiliyor mu?

İnsanlar gelirlerinin gelecek yıl bugünkünden daha iyi bir hayat sağlayacağına inanıyor mu?

Makroekonomik göstergeler ekonominin durumunu ölçer.

Bu sorular ise ekonominin insan hayatındaki karşılığını ölçer.

Ve Gallup'un araştırması, insanların ülkenin durumunu değerlendirirken ikinci gruba çok daha fazla baktığını gösteriyor.


İnsanların ekonomisi ile istatistiklerin ekonomisi aynı şey değil

Gallup ve World Governments Summit'in araştırmasının belki de en güçlü cümlesi raporun sonunda geliyor:

İnsanlar ulusal ilerlemeyi günlük deneyimleri üzerinden ölçüyor: İyi yaşayabiliyorlar mı, iyi çalışabiliyorlar mı, liderlerine güvenebiliyorlar mı ve kendilerini güvende hissediyorlar mı? The-Worlds-Most-Important-Problem_Report.pdfPDF

Türkiye bu araştırmada ekonomik kaygının en yüksek olduğu ülkelerden biri.

Fakat mesele yalnızca enflasyon değil.

Mesele satın alma gücü, ekonomik güvenlik, konuta erişim, iş kalitesi ve geleceğin bugünden daha iyi olacağına dair beklenti.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde Türkiye'deki ekonomik algıyı anlamaya çalışan araştırmalar için yalnızca “Ekonominin gidişatından memnun musunuz?” sorusu yeterli olmayabilir.

Belki daha anlamlı soru şudur:

“Bugünkü geliriniz ve yaşam koşullarınız size geleceğinizi güvenle planlayabileceğiniz hissini veriyor mu?”

Çünkü insanların verdiği cevap, ekonominin onlar açısından gerçekten büyüyüp büyümediğini GSYH rakamından daha iyi anlatabilir.


Araştırma Notu

Gallup ve World Governments Summit'in The World's Most Important Problem: What People Need Leaders to Hear in 2026 raporu, Mart-Ekim 2025 döneminde 107 ülke ve bölgede 15 yaş ve üzerindeki yetişkinlerle gerçekleştirilen Gallup World Poll verilerine dayanıyor. Ülke başına yaklaşık 1.000 veya daha fazla kişiyle telefon ya da yüz yüze görüşmeler yapılmış; örnekleme hatası ülkelere göre %95 güven düzeyinde ±2,4 ile ±4,7 puan arasında değişiyor.


Bu yazının hazırlanması sırasında yapay zekâ; kaynak araştırmasını desteklemek, veri ve alıntıları doğrulamak ve metni iyileştirip özetlemek amacıyla kullanılmıştır. Nihai içerik yazar tarafından gözden geçirilmiş ve düzenlenmiş, kullanılan kaynaklar bağımsız olarak doğrulanmış ve nihai metnin sorumluluğu yazar tarafından üstlenilmiştir.

More Posts