Türkiye Yapay Zekâya Koşuyor Ama Hâlâ Şu Sorunun Cevabını Bilmiyor: “Gerçekten Para Kazandırıyor mu?”
TÜBİSAD’ın 2025 Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü raporundaki en kritik bölüm bana göre yapay zekâ sayfaları. Çünkü bu bölüm yalnızca teknoloji yatırımlarını anlatmıyor.
2026-06-11 09:14:08 - Arastiriyorum
Türkiye’de şirketlerin yapay zekâyı nasıl gördüğünü, neden yatırım yaptığını ve aslında neyi henüz tam çözemediğini gösteriyor.
Raporun ortaya koyduğu tablo oldukça net:
Türkiye’de yapay zekâ artık deneysel bir teknoloji değil.
Kurumsal stratejinin parçası.
Ama hâlâ tam anlamıyla ekonomik modele dönüşebilmiş değil.
Şirketlerin %90’ı Yapay Zekâ ile Temas Halinde
Rapora göre şirketlerin:
- %39’u yapay zekâyı aktif kullanıyor
- %26’sı belirli süreçlere entegre etmiş durumda
- %25’i deneme/değerlendirme aşamasında
Yani toplamda şirketlerin yüzde 90’ı AI ile temas halinde.
Bu çok önemli bir eşik.
Çünkü teknoloji dünyasında kritik kırılma noktası teknolojinin çıkması değil, kurumsal kabul görmesidir.
O eşik artık geçildi.
2023’te şirketler “ChatGPT nedir?” diye toplantı yapıyordu.
2024’te pilot projeler başladı.
2025 itibarıyla artık bütçe ayrılıyor.
2026 sonrası ise muhtemelen şu soru sorulacak:
“Bu yatırımların finansal çıktısı ne?”
İşte raporun en kritik tarafı tam burada başlıyor.
Yapay Zekâ Şu Anda En Çok Verimlilik Sağlıyor
Şirketler AI yatırımlarının en büyük katkısını şu alanlarda görüyor:
- Operasyonel verimlilik
- Çalışan üretkenliği
- Ürün ve hizmet inovasyonu
- Karar alma süreçlerinin hızlanması
Bu aslında küresel tabloyla birebir aynı.
Dünyanın her yerinde şirketler ilk aşamada yapay zekâyı:
- içerik üretmek,
- rapor hazırlamak,
- müşteri destek süreçlerini hızlandırmak,
- veri analizi yapmak,
- operasyonları optimize etmek için kullanıyor.
Yani AI şu anda “iş yapma hızını artıran katman” olarak çalışıyor.
Ama dikkat çekici olan başka bir veri var.
Raporda gelir artışı ve maliyet azaltımı etkisi daha düşük puan alıyor.
Bu ne demek?
Şirketler AI kullanıyor.
Ama AI henüz bilançoya net biçimde yansımıyor.
Başka bir ifadeyle:
Kurumsal dünya henüz “AI adoption” aşamasında.
“AI monetization” aşamasında değil.
En Büyük Harcama Donanıma Değil, Uygulama Geliştirmeye Gidiyor
Bu bölüm çok kritik.
Çünkü birkaç yıl önce herkes AI deyince GPU konuşuyordu.
Sunucu konuşuyordu.
Veri merkezi konuşuyordu.
Rapordaki veriler ise başka bir şeye işaret ediyor.
2025’te ortalama:
- 10,5 milyon TL yazılım harcaması
- 7 milyon TL donanım harcaması
- 18,6 milyon TL uygulama ve geliştirme harcaması yapılıyor
Yani şirketler artık yalnızca altyapıya yatırım yapmıyor.
AI’ı iş süreçlerine entegre etmeye çalışıyor.
Asıl maliyet artık teknoloji satın almak değil.
Teknolojiyi organizasyona adapte etmek.
Bu çok önemli bir kırılma.
Çünkü AI’ın gerçek değeri modelde değil.
Kurum içine nasıl entegre edildiğinde.
Bugün birçok şirket aynı modeli kullanabiliyor.
Farkı yaratan şey kullanım senaryosu.
Türkiye’de AI’ın Merkezi Finans ve Telekom
Rapora göre müşterilere yönelik AI çözümü geliştiren şirketlerin oranı %57.
Bu da önemli.
Çünkü AI artık yalnızca iç operasyon aracı değil.
Satılan ürünün parçası haline geliyor.
En yoğun kullanım alanları ise:
- Finansal hizmetler (%59)
- Tüketim sektörü (%49)
- Teknoloji/Medya/Telekom (%49)
Bu şaşırtıcı değil.
Çünkü veri yoğunluğu yüksek olan sektörler AI dönüşümünü daha hızlı yaşıyor.
Özellikle finans sektörü için AI artık opsiyon değil.
Zorunluluk.
Fraud detection, risk modelleme, müşteri segmentasyonu, çağrı merkezi otomasyonu, kişiselleştirme…
Bunların tamamı AI’ın doğal çalışma alanı.
Türkiye burada aslında küresel trendle paralel ilerliyor.
En Büyük Problem: Herkes AI İstiyor Ama Veri Tarafı Hâlâ Hazır Değil
Rapor bunu doğrudan söylemiyor.
Ama satır araları çok net.
Türkiye’de şirketlerin önemli kısmı AI yatırımı yapıyor fakat veri olgunluğu tarafında hâlâ ciddi problemler var.
Çünkü AI’ın çalışabilmesi için:
- temiz veri,
- standart süreç,
- kurumsal hafıza,
- güçlü entegrasyon,
- kaliteli veri yönetişimi gerekiyor.
Birçok kurumda ise hâlâ:
- Excel dosyaları,
- birbirine konuşmayan sistemler,
- eksik veri,
- manuel süreçler,
- parçalı uygulamalar hakim.
Bu nedenle birçok AI projesi başlangıçta etkileyici görünse de ölçeklenemiyor.
Asıl darboğaz teknoloji değil.
Kurumsal mimari.
Türkiye AI Yarışında Nerede?
Benim yorumum şu:
Türkiye AI kullanımında düşündüğümüzden daha hızlı ilerliyor.
Özellikle özel sektör tarafında ciddi bir hareketlilik var.
Ama henüz “AI üreten ülke” ile “AI kullanan ülke” arasındaki çizgideyiz.
Gerçek sıçrama için:
- model geliştirme,
- veri merkezi yatırımları,
- yerli yazılım ekosistemi,
- yüksek nitelikli insan kaynağı,
- sektör bazlı AI ürünleşmesi gerekiyor.
Aksi durumda dünyanın geliştirdiği modelleri kullanan büyük bir tüketici pazarı oluruz.
Bu kötü değil.
Ama yeterli de değil.
Önümüzdeki Dönemin En Kritik Sorusu
2023-2025 dönemi AI farkındalık dönemi oldu.
2026-2028 dönemi ise muhtemelen şu sorunun dönemi olacak:
“Bu yatırımlar gerçekten iş sonucuna dönüşüyor mu?”
Bence önümüzdeki yıllarda şirketler üç gruba ayrılacak:
- AI’ı gerçekten iş modeline entegre edenler
- AI’ı yalnızca sunumlarda kullananlar
- Geç kaldığını çok sonra fark edecek olanlar
Şu anda herkes yatırım yapıyor gibi görünüyor.
Ama asıl rekabet bundan sonra başlayacak.
Çünkü teknoloji tarihinde kazananlar teknolojiyi ilk deneyenler değil…
Onu sürdürülebilir ekonomik avantaja dönüştürebilenler oldu.