Tasarruf Var Ama Güven Yok: ING Türkiye Tasarruf Eğilimleri Raporu Q4 2025 Ne Söylüyor?
ING Türkiye Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2025 4. Çeyrek sonuçları, Türkiye’de tasarruf oranının yüzeyde stabil kaldığını ancak borçluluk, yastık altı eğilimi ve finansal kırılganlığın derinleştiğini gösteriyor. Bu analiz; tasarrufun miktarından çok niteliğini, borç baskısını ve değişen finansal psikolojiyi veriye dayalı biçimde değerlendiriyor.
2026-02-24 11:10:57 - Arastiriyorum
ING Türkiye tarafından düzenli yayımlanan Tasarruf Eğilimleri Araştırması, Türkiye’de bireylerin:
- Tasarruf yapıp yapmadığını
- Hangi araçları tercih ettiğini
- Borçluluk düzeyini
- Gelir–tasarruf ilişkisini
- Finansal davranış ve motivasyonlarını
ölçen kapsamlı bir saha çalışmasıdır.
Q4 2025 raporu özellikle üç kritik eksende okunmalı:
- Tasarruf sahipliği oranı
- Borç baskısı
- Yastık altı eğilimi
Ve spoiler: mesele “tasarruf ediyor muyuz?” değil.
Mesele “nasıl bir ekonomik psikoloji içinde tasarruf ediyoruz?”
Tasarruf Oranı: Yüzeyde Stabil, İçeride Kırılgan
Rapor, her iki kişiden birinin tasarrufu olduğunu gösteriyor. Oran yaklaşık %55 bandında.
İlk refleks:
“Fena değil.”
Ama bir araştırmacı olarak sorarım:
Tasarruf oranı sabitken borç oranı artıyorsa, burada bir dayanıklılık sorunu var demektir.
Tasarrufu olanların büyük kısmı düşük oranlarda tasarruf edebiliyor. Gelirin %10’unun altında tasarruf yapanların oranı artarken, %20–30 arası tasarruf edebilenler geriliyor.
Bu ne demek?
Tasarruf var.
Ama hacim inceliyor.
Borçluluk: Asıl Hikâye Burada
Raporun en kritik verilerinden biri:
Toplam borçluluk oranı %69 seviyesinde.
Yani 10 kişiden 7’sinin bir borcu var.
Daha çarpıcı olan:
Tasarrufu olmayanlar arasında borç oranı daha yüksek.
Borç sahiplerinin önemli bir kısmı gelirinin %20’sinden fazlasını borç ödemeye ayırıyor.
Bu tablo şunu gösterir:
- Hane nakit akışı baskı altında
- Tasarruf kapasitesi sınırlı
- Finansal şoklara karşı tampon zayıf
Ekonomi literatüründe buna “kırılgan denge” denir.
Ayakta ama hassas.
Yastık Altı: Sadece Alışkanlık Değil, Mesaj
Tasarruf araçlarına baktığımızda:
- Yastık altı altın
- Yastık altı nakit
- Altın hesapları
hala en güçlü tercihler arasında.
Bireysel emeklilik sisteminde artış var.
Ama sistem dışı tasarruf eğilimi güçlü kalmaya devam ediyor.
Bu sadece kültürel bir refleks değil.
Bu:
- Enflasyon hafızası
- Kur oynaklığı
- Finansal sisteme temkinli yaklaşım
- Likidite ihtiyacı
kombinasyonudur.
45 yaş üstünde yastık altı eğiliminin zirve yapması da kuşaklar arası risk algısı farkını gösteriyor.
Tasarruf gerekçelerinde öne çıkan ifadeler:
- “Beklenmedik durumlara karşı”
- “Geleceğe yatırım”
- “Kimseye muhtaç olmamak”
Bu son ifade çok şey anlatıyor.
Tasarruf artık:
- Getiri optimizasyonu değil
- Psikolojik güvenlik mekanizması
Bu zihniyet dönüşümü, ekonomik güven endekslerinden daha anlamlıdır.
Rapor, bütçe yapma oranının %50 seviyesine gerilediğini gösteriyor.
İndirim bekleme davranışı zayıflarken ekonomik paket tercihi de düşüyor.
Bu iki ihtimal doğurur:
- Tüketici artık bekleyemiyor
- Fiyat optimizasyonu yerine zorunlu harcama öncelikli hale geliyor
Her iki durumda da finansal esneklik azalıyor.
Bu raporun verdiği asıl mesaj şu:
Tasarruf oranı stabil olabilir.
Ama tasarrufun kalitesi düşüyorsa, bu makro risk sinyalidir.
Borçluluk artarken tasarruf hacmi küçülüyorsa:
- Hane halkı tamponu zayıflar
- Ekonomik şoklara karşı kırılganlık artar
- Tüketim dalgalanması büyür
Bu tablo sürdürülebilir değil.
Bir araştırmacı olarak üç öngörü:
- Mikro tasarruf çözümleri ve otomatik küçük birikim modelleri büyüyecek
- Borç yapılandırma ürünleri daha yaygın hale gelecek
- Finansal okuryazarlık değil, finansal dayanıklılık kavramı öne çıkacak
Türkiye’de tasarruf artık zenginleşme göstergesi değil.
Hayatta kalma stratejisi.
Ve dürüst olalım:
Borçluluk %69 iken, tasarrufun motivasyonu “muhtaç olmamak” olmuşken, mesele sadece bireysel finans değildir.
Bu bir ekonomik psikoloji meselesidir.
Rapor bunu net söylüyor.
Veri duygusal değildir. Ama anlattığı hikâye fazlasıyla insani.