ING Türkiye Tasarruf Eğilimleri Araştırması 2025 4. Çeyrek sonuçları, Türkiye’de tasarruf oranının yüzeyde stabil kaldığını ancak borçluluk, yastık altı eğilimi ve finansal kırılganlığın derinleştiğini gösteriyor. Bu analiz; tasarrufun miktarından çok niteliğini, borç baskısını ve değişen finansal psikolojiyi veriye dayalı biçimde değerlendiriyor.
ING Türkiye tarafından düzenli yayımlanan Tasarruf Eğilimleri Araştırması, Türkiye’de bireylerin:
ölçen kapsamlı bir saha çalışmasıdır.
Q4 2025 raporu özellikle üç kritik eksende okunmalı:
Ve spoiler: mesele “tasarruf ediyor muyuz?” değil.
Mesele “nasıl bir ekonomik psikoloji içinde tasarruf ediyoruz?”
Rapor, her iki kişiden birinin tasarrufu olduğunu gösteriyor. Oran yaklaşık %55 bandında.
İlk refleks:
“Fena değil.”
Ama bir araştırmacı olarak sorarım:
Tasarruf oranı sabitken borç oranı artıyorsa, burada bir dayanıklılık sorunu var demektir.
Tasarrufu olanların büyük kısmı düşük oranlarda tasarruf edebiliyor. Gelirin %10’unun altında tasarruf yapanların oranı artarken, %20–30 arası tasarruf edebilenler geriliyor.
Bu ne demek?
Tasarruf var.
Ama hacim inceliyor.
Raporun en kritik verilerinden biri:
Toplam borçluluk oranı %69 seviyesinde.
Yani 10 kişiden 7’sinin bir borcu var.
Daha çarpıcı olan:
Tasarrufu olmayanlar arasında borç oranı daha yüksek.
Borç sahiplerinin önemli bir kısmı gelirinin %20’sinden fazlasını borç ödemeye ayırıyor.
Bu tablo şunu gösterir:
Ekonomi literatüründe buna “kırılgan denge” denir.
Ayakta ama hassas.
Tasarruf araçlarına baktığımızda:
hala en güçlü tercihler arasında.
Bireysel emeklilik sisteminde artış var.
Ama sistem dışı tasarruf eğilimi güçlü kalmaya devam ediyor.
Bu sadece kültürel bir refleks değil.
Bu:
kombinasyonudur.
45 yaş üstünde yastık altı eğiliminin zirve yapması da kuşaklar arası risk algısı farkını gösteriyor.
Tasarruf gerekçelerinde öne çıkan ifadeler:
Bu son ifade çok şey anlatıyor.
Tasarruf artık:
Bu zihniyet dönüşümü, ekonomik güven endekslerinden daha anlamlıdır.
Rapor, bütçe yapma oranının %50 seviyesine gerilediğini gösteriyor.
İndirim bekleme davranışı zayıflarken ekonomik paket tercihi de düşüyor.
Bu iki ihtimal doğurur:
Her iki durumda da finansal esneklik azalıyor.
Bu raporun verdiği asıl mesaj şu:
Tasarruf oranı stabil olabilir.
Ama tasarrufun kalitesi düşüyorsa, bu makro risk sinyalidir.
Borçluluk artarken tasarruf hacmi küçülüyorsa:
Bu tablo sürdürülebilir değil.
Bir araştırmacı olarak üç öngörü:
Türkiye’de tasarruf artık zenginleşme göstergesi değil.
Hayatta kalma stratejisi.
Ve dürüst olalım:
Borçluluk %69 iken, tasarrufun motivasyonu “muhtaç olmamak” olmuşken, mesele sadece bireysel finans değildir.
Bu bir ekonomik psikoloji meselesidir.
Rapor bunu net söylüyor.
Veri duygusal değildir. Ama anlattığı hikâye fazlasıyla insani.
İnsan kaynakları profesyonelleri, sektörlere göre çalışılmış zam beklentisi araştırmaların...