Araştırma şirketleri yapay zekâyı analiz süreçlerine entegre ederken müşteriler de tedarikçi seçmek için AI kullanmaya başladı. Artık asıl mücadele satış toplantısında değil, şirketinizin o toplantıya davet edilip edilmeyeceği aşamasında yaşanabilir.
Araştırma şirketleri yıllardır müşteriye nasıl ulaşacaklarını tartışıyor.
Web sitesi.
Konferans.
LinkedIn.
Satış ekibi.
Referanslar.
İlişkiler.
Bunların hiçbiri yok olmadı.
Ancak araya yeni bir aktör girdi:
Yapay zekâ.
Ve bu kez yapay zekâ yalnızca araştırmayı yapan tarafta değil, araştırma şirketini seçen tarafta da bulunuyor.
Bu değişim, araştırma sektörünün satış ve pazarlama modelini düşündüğümüzden çok daha derinden değiştirebilir.
Çünkü giderek daha fazla satın alma süreci, müşteri bir satış temsilcisiyle görüşmeden önce dijital araştırma ve AI destekli değerlendirmelerle şekilleniyor. Greenbook'taki serinin ikinci bölümü tam da bu kırılmaya dikkat çekiyor.
Geleneksel B2B satış modelinde şirketler müşteriye ulaşır, kendilerini anlatır, sunum yapar ve değerlendirme sürecine girmeye çalışırdı.
Yeni modelde ise süreç tersine dönüyor.
Alıcı önce araştırıyor.
Alternatifleri karşılaştırıyor.
Referansları kontrol ediyor.
Teknik yetenekleri inceliyor.
Ve giderek daha fazla bu işi AI araçlarına yaptırıyor.
Sonuç olarak satış görüşmesi başladığında, çoğu zaman satın alma yolculuğunun önemli bölümü zaten tamamlanmış oluyor.
Başka bir ifadeyle müşteri sizi ilk kez aradığında, aslında sizi çoktan değerlendirmiş olabilir.
Daha kötüsü de mümkün:
Hiç aramamışsa bunun nedeni sizi reddetmesi değil, sizi değerlendirme listesine hiç almamış olması olabilir.
Yıllardır şirketlerin dijital görünürlüğü büyük ölçüde arama motoru optimizasyonuyla ölçüldü.
Doğru kelimeleri kullan.
İyi içerik üret.
Google'da görün.
Ancak AI destekli keşif farklı çalışıyor.
Bir yapay zekâ ajanı iyi yazılmış pazarlama sloganlarından çok, doğrulanabilir kanıt arıyor.
Hangi metodolojiyi kullanıyorsunuz?
Sonuçlarınız doğrulanmış mı?
Verinin kaynağı belli mi?
Performansınız ölçülüyor mu?
Teknik yetenekleriniz belgelenmiş mi?
Başka güvenilir kaynaklar sizin hakkınızda ne söylüyor?
Bu nedenle kurumsal görünürlük giderek bir pazarlama probleminden çok bilginin erişilebilirliği ve doğrulanabilirliği problemi haline geliyor.
İnsan alıcılar marka hikâyelerinden etkilenebilir.
İyi tasarlanmış sunumlar işe yarayabilir.
Uzun yıllara dayanan ilişkiler güven oluşturabilir.
AI tabanlı değerlendirme sistemleri ise çok daha mekanik davranır.
“Lider araştırma şirketiyiz” ifadesi tek başına pek bir şey ifade etmez.
Ama şu bilgiler değerlidir:
Tahmin doğruluk oranları.
Metodoloji dokümantasyonu.
Veri kaynaklarının kökeni.
Bağımsız değerlendirmeler.
Vaka çalışmalarının sonuçları.
Model veya sistem güncelleme sıklığı.
Güven seviyeleri.
Başka bir deyişle pazarlamanın dili iddialardan kanıtlara kayıyor.
Bu da aslında sektör için kötü haber değil.
Gerçekten güçlü metodolojiye ve ölçülebilir performansa sahip şirketler açısından oldukça iyi haber.
Çünkü AI tabanlı keşif, süslü sunumlarla gerçek kapasite arasındaki farkı giderek daha görünür hale getirebilir.
Bugün teknoloji dünyasında şirketlerin sistemlerini AI ajanlarının erişebileceği biçimde açması hızlanıyor.
Veri kaynakları, araştırma platformları ve analitik sistemler giderek API'ler ve ajanların doğrudan sorgulayabileceği protokoller üzerinden kullanılabiliyor.
Bunun önemli sonuçları var.
Yakın gelecekte bir müşterinin AI ajanı şöyle bir görev alabilir:
“Türkiye'de otomotiv sektöründe deneyimli, online kalitatif araştırma yapabilen ve üç hafta içinde sonuç üretebilecek araştırma şirketlerini karşılaştır.”
Ajan şirketleri bulabilir.
Metodolojileri karşılaştırabilir.
Referansları değerlendirebilir.
Fiyat isteyebilir.
Hatta teklifleri analiz edebilir.
Ancak burada kritik bir ayrım var.
AI ajanlarının sisteminize ulaşabilmesi rekabet avantajı değildir.
Bu yalnızca dağıtım kanalıdır.
Bir zamanlar web sitesine sahip olmak nasıl avantajken daha sonra standart hale geldiyse, AI ajanlarının erişebildiği bir altyapıya sahip olmak da benzer biçimde temel gereklilik haline gelebilir.
Asıl fark yine arkasındaki bilgi, veri ve öğrenme mekanizmasında oluşacaktır.
Serinin ilk bölümünde en güçlü döngünün karar ve sonuç arasındaki bağlantı olduğunu söylemiştik.
Bu mekanizma satış ekonomisini de değiştirebilir.
Bir araştırma şirketi yıllarca aynı müşteriyle çalıştığında yalnızca iyi bir ilişki kurmuş olmaz.
Doğru sistem kurulmuşsa şunları da öğrenir:
Hangi ürün konseptleri işe yaradı?
Hangi segment tahminleri doğru çıktı?
Hangi fiyat kararları başarılı oldu?
Hangi kampanya önerileri sonuç verdi?
Hangi araştırma sinyalleri yanlış yönlendirdi?
Bu bilgi sistematik biçimde tutuluyorsa, müşteri ile araştırma şirketi arasında giderek büyüyen bir kalibrasyon geçmişi oluşur.
Yeni bir rakip aynı metodolojiye sahip olabilir.
Aynı yapay zekâ modelini kullanabilir.
Daha düşük fiyat bile verebilir.
Ama müşterinin geçmiş kararlarıyla ilgili yıllarca oluşmuş öğrenme geçmişine sahip değildir.
Bu durumda müşterinin değiştirme maliyeti teknik entegrasyondan çok öğrenme kaybına dönüşür.
Araştırma sektörü büyük ölçüde proje bazlı çalışır.
Bir proje gelir.
Tamamlanır.
Sonra yeni proje aranır.
Bu nedenle teknoloji sektöründeki abonelik modellerine göre gelir öngörülebilirliği daha düşüktür.
Ancak sürekli öğrenen bir karar-sonuç döngüsü farklı bir dinamik yaratabilir.
Müşteri bir sonraki araştırmayı yalnızca “aynı şirketi sevdiği için” satın almaz.
Sistemin kendisi geçmiş çalışmalar sayesinde daha doğru hale geldiği için devam eder.
Her proje bir sonraki projenin değerini artırır.
Böylece müşteri aslında yalnızca yeni bir araştırma satın almıyor olur.
Yıllar içinde gelişmiş bir öğrenme eğrisine erişimini sürdürüyor olur.
Araştırma şirketlerinin uzun süredir sorduğu soru şuydu:
“Müşteriye nasıl ulaşırız?”
Yakında daha önemli soru şu olabilir:
Müşterinin AI ajanı bizi neden önersin?
Bunun cevabı reklam bütçesinde olmayabilir.
Daha iyi sloganlarda da olmayabilir.
Cevap büyük ihtimalle şu üç şeyde bulunacak:
Bulunabilir olmak.
Doğrulanabilir olmak.
Kanıtlanabilir olmak.
Çünkü satın alma sürecinde insanlarla birlikte makineler de karar vermeye başladığında, iyi görünmekten çok kanıt bırakmak önem kazanıyor.
Ve araştırma sektörünün ironisi de burada:
Başkalarına yıllardır “kararlarınızı kanıta dayandırın” diyen sektör, şimdi kendi satışını da kanıtlamak zorunda.