Küresel Maaşlar Dengeye Geliyor. Türkiye Hâlâ Dengeyi Arıyor.
Son birkaç yılın ortak hissi şuydu: Maaşlar artıyor ama hayat pahalılaşıyordu. Enflasyon, ücret artışlarını daha bordroya düşmeden eritiyordu. 2025 itibarıyla küresel ölçekte bu tablo yavaş yavaş değişmeye başladı. En azından çoğu ülke için.
2025-12-25 14:52:27 - Arastiriyorum
ECA International tarafından yayımlanan 2025 tarihli analiz, dünya genelinde gerçek maaş artışlarının yani enflasyondan arındırılmış ücret artışlarının istikrar kazandığını söylüyor. Büyük bir sıçrama yok. Ama uzun süredir ilk kez “negatiften pozitife” geçen bir denge var.
Sorun şu: Bu denge herkes için geçerli değil. Türkiye için özellikle geçerli değil.
Gerçek Maaş Artışı Neyi İfade Ediyor?
Nominal maaş artışı, iş sözleşmesinde yazan rakamdır.
Gerçek maaş artışı ise o rakamla hayatını ne kadar sürdürebildiğindir.
Eğer maaşın yüzde 40 artıyor ama enflasyon yüzde 60 ise, teknik olarak zam almış olursun ama pratikte yoksullaşırsın. Bu ayrım, son yıllarda Türkiye’de neredeyse gündelik hayatın tanımı haline geldi.
Küresel Tablo: Sessiz Bir Toparlanma
2025 verileri, dünya genelinde gerçek maaş artışlarının ortalama yüzde 1,5–2 bandında seyrettiğini gösteriyor. Bu rakam kulağa heyecan verici gelmeyebilir ama pandemi sonrası yüksek enflasyon dönemini düşünürsek önemli bir kırılma noktası.
Dünya ekonomisi maaşlar açısından şunu söylüyor:
“Artık geride gitmiyoruz. Ama ileri de koşmuyoruz.”
Bu, çalışanlar için temkinli bir rahatlama. Şirketler içinse daha öngörülebilir bir maliyet ortamı anlamına geliyor.
Bölgesel Farklar: Aynı Küresel Ekonomi, Farklı Gerçeklikler
Bu toparlanma dünyanın her yerinde aynı hızda yaşanmıyor.
Asya Pasifik ülkeleri, daha yüksek nominal artışlar ve görece kontrol altındaki enflasyon sayesinde gerçek maaş artışında öne çıkıyor. Avrupa’da tablo daha yavaş ama daha dengeli. ABD ve Birleşik Krallık gibi ekonomilerde ise gerçek artışlar hâlâ sınırlı.
Yani küresel ortalama toparlanıyor ama bu ortalamanın içine çok farklı hikâyeler giriyor.
Türkiye Bu Hikâyenin Neresinde?
Türkiye, bu küresel fotoğrafta klasik “bölge ortalaması” ile anlatılamayan bir yerde duruyor.
Son yıllarda Türkiye’de:
- Nominal maaş artışları çok yüksek gerçekleşti
- Ancak enflasyon daha da yüksek seyretti
- Sonuç olarak geniş kitleler için gerçek maaş artışı ya sıfıra yakın kaldı ya da negatif oldu
Bu yüzden Türkiye’de tartışma “zam yapıldı mı?” noktasından çoktan çıktı. Asıl soru şu:
Bu zam, birkaç ay sonra hâlâ anlamlı mı?
Çoğu zaman cevap hayır.
Türkiye’de Maaş Artışı Neden Kalıcı Refaha Dönüşmüyor?
Çünkü maaş artışı ile yaşam maliyeti artışı arasında sürekli bir zaman farkı var. Ücretler genellikle yılda bir ya da iki kez güncelleniyor. Enflasyon ise ay ay, hatta hafta hafta hissediliyor.
Bu da Türkiye’de maaşların:
- Başta rahatlatıcı
- Kısa sürede yetersiz
- Sonunda tekrar tartışma konusu
haline gelmesine yol açıyor.
Avrupa’da çalışanlar maaş artışından büyük beklentiler içine girmiyor ama satın alma güçleri yavaş da olsa korunuyor. Türkiye’de ise maaş artışı daha yüksek ama etkisi çok daha kısa sürüyor.
Şirketler Açısından Türkiye Gerçeği
Bu tablo, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketler için de önemli bir kırılma yaratıyor.
Artık:
- Tek seferlik yıllık zamlar yetmiyor
- Ara dönem ücret güncellemeleri normalleşiyor
- Yan haklar, destek paketleri ve esneklik maaş kadar önemli hale geliyor
Çünkü çalışanlar maaşın nominal değerine değil, ay sonunu nasıl getirdiğine bakıyor.
Dünya Normalleşirken Türkiye Telafi Peşinde
2025 itibarıyla dünya genelinde gerçek maaşlar yeniden dengeye oturuyor. Büyük kazançlar yok ama büyük kayıplar da yok. Bu, birçok ülke için “zor yıllar geride kaldı” hissi yaratıyor.
Türkiye içinse tablo farklı.
Türkiye hâlâ geçmiş kayıpları telafi etmeye çalışıyor. Maaş artışları yüksek ama istikrarsız. Satın alma gücü kalıcı şekilde artmadığı sürece de bu döngü devam ediyor.
Kısacası:
Dünya dengeyi konuşuyor.
Türkiye hâlâ ayakta kalmayı.
Bu fark kapanmadan, Türkiye’nin küresel maaş hikâyesine gerçekten dahil olduğunu söylemek zor.