Kırılganlık Tuzağı: IMF 2026 Raporu Türkiye İçin Ne Söylüyor?
IMF’in 2026 tarihli “Macroeconomic Challenges of Fragility” raporu kırılganlığı yalnızca savaş ve düşük gelirle sınırlı görmüyor. Zayıf kurumlar, düşük vergi kapasitesi, yüksek enflasyon ve şoklara dayanıksız ekonomi… Bu çerçevede Türkiye nerede duruyor? Bu analiz, kırılganlık tuzağını Türkiye perspektifinden ele alıyor.
2026-02-26 11:31:10 - Arastiriyorum
Rapora göre kırılganlık sadece çatışma değil.
Şu unsurlar bir araya geldiğinde ekonomi kırılganlaşıyor:
- Zayıf kamu kapasitesi
- Güven erozyonu
- Düşük vergi tabanı
- Yetersiz kamu hizmeti
- Şoklara karşı düşük tampon
IMF 38 ülkeyi “Fragile and Conflict-Affected States (FCS)” olarak sınıflandırıyor.
Ama raporun önemli vurgusu şu:
Kırılganlık bir kategori değil, bir spektrum.
Yani FCS listesinde olmayan ülkeler de kırılganlık belirtileri gösterebilir.
Türkiye tam burada duruyor.
Raporun en net bulgusu:
- Kurumsal zayıflık → Daha düşük uzun vadeli büyüme
- Zayıf yönetişim → Daha düşük vergi geliri
- Zayıf mali kapasite → Daha az kamu hizmeti
- Zayıf finansal sektör → Düşük özel sektör yatırımı
FCS ülkelerinde büyüme kalıcı olarak daha düşük seyrediyor.
Türkiye FCS değil. Ama son 10 yılda:
- Kişi başı gelir artışı yavaşladı
- Enflasyon kalıcılaştı
- Kur şokları sıklaştı
- Vergi yapısı dolaylı vergilere kaydı
Bu tablo, IMF’in tarif ettiği kırılganlık dinamikleriyle örtüşüyor.
IMF’in en çarpıcı tespiti şu:
Zayıf yönetişime sahip ülkeler dış şoklardan daha uzun ve daha sert etkileniyor.
Sebep:
- Düşük mali tampon
- Düşük rezerv
- Karşı döngüsel politika alanının olmaması
Türkiye son 5 yılda:
- Pandemi
- Küresel enflasyon
- Rusya-Ukrayna savaşı
- Enerji fiyat şoku
gibi dış şoklardan ciddi biçimde etkilendi.
Sorun şok değil.
Sorun, şok absorbe kapasitesi.
IMF’in “fragility trap” dediği şey tam olarak bu:
Zayıf kapasite → Şok → Daha fazla zayıflama → Daha az kapasite.
Raporda kırılganlığın merkezinde “bozulmuş sosyal sözleşme” olduğu vurgulanıyor.
Devlet:
- Hizmet sunamaz
- Adil vergi toplayamaz
- Güven tesis edemez
Bu durumda ekonomi sadece finansal değil, sosyolojik olarak da kırılganlaşıyor.
Türkiye’de:
- Dolaylı vergilerin payı yüksek
- Kamu harcamaları baskı altında
- Enflasyon gelir dağılımını bozuyor
Bu yapı uzun vadede büyümeden çok istikrarı tehdit eder.
Rapor üç temel devlet fonksiyonuna odaklanıyor:
- Makro istikrar
- Kamu hizmet sunumu
- Piyasa temelli kaynak tahsisi
Türkiye için çıkarım net:
- Para politikası güvenilirliği
- Mali tamponların güçlendirilmesi
- Vergi tabanının genişletilmesi
- Kurumsal şeffaflık
- Finansal derinleşme
Bunlar “IMF reçetesi” değil.
Bunlar kırılganlık azaltma araçları.
Türkiye FCS mi? Hayır.
Ama Risk Alanında mı? Evet.
Türkiye:
- Orta gelirli
- Çatışma ülkesi değil
- Kurumsal altyapıya sahip
Ancak:
- Yüksek enflasyon
- Rezerv hassasiyeti
- Dış finansman bağımlılığı
- Gelir dağılımı bozulması
IMF’in tarif ettiği kırılganlık spektrumunda “orta riskli şok hassas ekonomiler” kategorisine yakın.
IMF raporunun alt mesajı şu:
Kırılganlıktan çıkış, teknik değil kurumsal bir mesele.
Türkiye için mesele büyüme değil.
Mesele büyümenin dayanıklılığı.
IMF 2026 raporu Türkiye’yi doğrudan hedef almıyor.
Ama ortaya koyduğu çerçeve Türkiye için güçlü bir ayna.
Kırılganlık:
- Savaşla başlamaz.
- Kur şokuyla bitmez.
- Güven ve kapasite eksikliğiyle derinleşir.
Ekonomik istikrar, mali disiplin ve kurumsal güç sadece teknik hedefler değil.
Bunlar uzun vadeli sosyal sözleşmenin temeli.
Ve sosyal sözleşme zayıfladığında, ekonomi de zayıflar.
Türkiye’nin önündeki asıl soru şu:
Şokları yönetebilen bir ekonomi mi olacağız,
yoksa şoklarla yön değiştirilen bir ekonomi mi?
Bu fark, büyüme oranından daha önemli.