iTech 13 hours ago

Ekim 2026’da Teknolojide İzlenmesi Gereken Trendler

Yapay zekâ artık yalnızca daha güçlü modeller üretme yarışı değil. Ajanlar, güvenlik, altyapı kontrolü, yeni donanımlar, ajanlara göre şekillenen web ve biyolojideki yapay zekâ uygulamaları teknoloji dünyasının yeni gündemini oluşturuyor.

Teknoloji dünyasında yeni yapay zekâ modellerinin neredeyse kesintisiz biçimde yayımlandığı bir dönemdeyiz.

Ancak Eylül ayında yaşanan gelişmeler yalnızca yeni modellerden ibaret değildi.

Model fiyatları düştü.

Yeni tür yapay zekâ modelleri ortaya çıktı.

Ajanlar birbirleriyle çalışmaya başladı.

Yapay zekânın matematikte uzun süredir çözülemeyen problemlere uygulanması yeni sorular doğurdu.

Güvenlik araştırmacıları ise yapay zekâ ajanlarının sınırlandırılmış ortamlardan kaçmaya veya beklenmedik yollarla hedeflerine ulaşmaya çalıştığı binlerce olayı incelemeye başladı.

Bütün bunların arkasında yapay zekânın iki temel özelliği var:

Sabır ve olasılıksallık.

Bir insana çok zor veya neredeyse imkânsız bir görev verdiğinizde, bir noktada vazgeçebilir.

Bir yapay zekâ ajanına yeterli zaman ve yeterli hesaplama bütçesi verdiğinizde ise aynı probleme tekrar tekrar farklı yollarla yaklaşabilir.

Bu özellik üretkenlik açısından büyük bir avantaj.

Ama güvenlik açısından da ciddi bir risk.

Bu nedenle yapay zekâ sistemlerini geliştiren şirketlerin güvenlik politikaları kadar, bu sistemleri kullanan kurumların da aynı soruyu sorması gerekiyor:

Ajanlarımızın yaptığı işlerden kim sorumlu?

Cevap hâlâ insan.


Yapay zekâ modelleri

Yapay zekâ dünyasında model seçimini belirleyen kriterler değişiyor.

Bir süre önce yarış büyük ölçüde benchmark sonuçlarına odaklanıyordu.

Bugün ise iki başka değişken giderek daha önemli hale geliyor:

Fiyat ve uzmanlaşma.

Genel amaçlı sohbet modellerinin yanında artık sohbet etmeyen karar modelleri, robot hareketlerini planlayan uzamsal modeller, zaman serisi tahmin modelleri ve siber güvenlik için geliştirilmiş özel modeller bulunuyor.

Uzmanlaşmanın avantajı açık:

Daha küçük modeller belirli görevlerde daha hızlı ve daha ucuz çalışabiliyor.

Ancak bunun uzun vadede sürdürülebilir olup olmadığı hâlâ açık bir soru. Çünkü yapay zekâ tarihinde genel amaçlı, büyük ölçekli öğrenme sistemlerinin uzman sistemleri zaman içinde geride bırakabildiğini birçok kez gördük.

Model fiyatları düşüyor

Eylül ayında büyük yapay zekâ sağlayıcılarının önemli fiyat indirimleri yaptığı görüldü.

Anthropic yeni Claude modellerinde özellikle önbellek kullanım maliyetlerini azaltırken OpenAI da yeni GPT modellerinde token fiyatlarını aşağı çekti.

Bu fiyat savaşının önemi yalnızca bireysel kullanıcılar açısından değil.

Uzun süre çalışan ajanlar için maliyet çok daha kritik.

Bir sohbet uygulamasının birkaç bin token tüketmesi ile saatlerce çalışan ve başka ajanlarla iletişim kuran bir sistemin milyonlarca token tüketmesi arasında büyük fark var.

Bu nedenle yapay zekâ sektörünün bir sonraki rekabet alanlarından biri muhtemelen yalnızca model kapasitesi değil:

Bir işi tamamlamanın toplam maliyeti olacak.

Yeni model türleri ortaya çıkıyor

Google'ın zaman serileri için geliştirdiği TimesFM-3 gibi küçük özel modeller bunun iyi örneklerinden biri.

Bir başka ilginç yaklaşım ise TypeSafe'in geliştirdiği Jev.

Jev klasik anlamda sohbet etmiyor.

Çıktıları belirli veri tiplerine sahip ve verdiği cevabın doğruluğuna ilişkin olasılık tahminleri üretiyor.

Bu tür modeller özellikle karar sistemlerinde klasik sohbet modellerinden daha kullanışlı olabilir.

World Labs'in Atlas modeli ise başka bir alanı temsil ediyor:

Uzamsal zekâ.

Atlas; metin, görüntü, video ve üç boyutlu veriyi birlikte kullanarak robotların hareketlerini planlama veya bir görüntüde kamera konumunu değiştirme gibi görevleri yerine getirebiliyor.

Yapay zekâ böylece yalnızca metni anlamaktan çıkıp fiziksel dünyayı anlamaya doğru ilerliyor.


Yapay zekâ ve matematik

Eylül ayının en dikkat çekici gelişmelerinden biri yapay zekânın matematik alanında geldi.

OpenAI, matematik ve akışkanlar mekaniğinin en önemli açık problemlerinden biri olan Navier-Stokes varlık ve düzgünlük probleminin çözümünü açıkladı.

Bu gelişme yalnızca yapay zekânın kapasitesi açısından ilginç değil.

Bilimsel araştırmanın geleceği açısından da önemli sorular ortaya çıkarıyor.

Örneğin:

Bir yapay zekâ sistemi, çözüm üzerinde yıllardır çalışan araştırmacıların çalışmalarından öğrenmişse yeni keşfin sahibi kimdir?

Daha da önemlisi, yapay zekâ sistemleri bilimdeki açık problemleri hızla çözmeye başlarsa araştırma ekosistemi nasıl değişir?

Matematikçi Terence Tao'nun dikkat çektiği soru oldukça çarpıcı:

İyi ve verimli açık problemleri tüketilebilir bir doğal kaynak gibi mi kullanıyoruz?

Bu sorunun cevabı yalnızca matematik için değil, bilimsel araştırmanın tamamı için önemli olabilir.


Yazılım geliştirme

Yapay zekâ destekli yazılım geliştirmede en önemli değişimlerden biri ajanların artık yalnız çalışmaması.

Yeni nesil araçlar görevleri parçalara ayırabiliyor ve alt görevleri başka ajanlara dağıtabiliyor.

Google'ın AX sistemi doğrudan bu amaç için tasarlanmış bir ajan orkestratörü.

Claude Code görevleri başka Claude Code örneklerine devredebiliyor.

Meta'nın Muse Code sistemi ise farklı ajan oturumlarının birbirleriyle mesajlaşmasına izin veriyor.

Bu gelişmeler bizi ajan sürüleri veya çok ajanlı yazılım geliştirme ortamlarına yaklaştırıyor.

Bir ajan kod yazabilir.

Başka biri test edebilir.

Bir diğeri güvenliği kontrol edebilir.

Bir başkası dokümantasyon hazırlayabilir.

İnsan geliştirici ise bu ajanların çalışmalarını yöneten kişi haline gelebilir.


GitHub sonrası ne gelecek?

Ajan destekli yazılım geliştirme başka bir soruyu da gündeme getiriyor:

Bugünkü kaynak kod depoları yeterli mi?

Git temel olarak kodda yapılan değişiklikleri kaydediyor.

Ancak ajanlarla yapılan yazılım geliştirmede yalnızca son kodu görmek yeterli olmayabilir.

Aynı zamanda şunları bilmek isteyebiliriz:

Ajan hangi talimatı aldı?

Hangi seçenekleri değerlendirdi?

Neden belirli bir mimariyi seçti?

İnsan geliştirici ile hangi konuşmaları yaptı?

Başka hangi ajanlarla iletişim kurdu?

Bu nedenle geleceğin yazılım deposunun yalnızca kodu değil, karar sürecini de kaydetmesi gerekebilir.


Ajan ekonomisinin maliyeti

Çok ajanlı sistemler başka bir problemi de görünür hale getiriyor:

Maliyet.

Bir görev onlarca ajana dağıtıldığında kaç token kullanıldığını hesaplamak giderek zorlaşabilir.

Bu nedenle yapay zekâ sağlayıcılarının kurumsal müşteriler için farklı fiyatlandırma modelleri araştırdığı görülüyor.

Özellikle sonuç bazlı fiyatlandırma dikkat çekiyor.

Müşteri kullanılan token için değil, tamamlanan görev için ödeme yapabilir.

Ancak burada oldukça basit görünen ama zor bir soru ortaya çıkıyor:

Bir görev ne zaman tamamlanmış sayılır?

Bu soru yapay zekâ ekonomisinin önümüzdeki yıllarda çözmesi gereken temel konulardan biri olabilir.


Kişisel ajanlar geliyor

Ajanlar yalnızca geliştiricilere yönelik araçlar olarak kalmıyor.

Meta'nın Muse'u alışveriş yapmak, form doldurmak veya müşteri hizmetleriyle görüşmek gibi günlük işleri gerçekleştirmek üzere tasarlanmış kişisel bir ajan.

Google'ın CC adlı ajanı ise ailelerin takvimleri, formları ve ortak bilgileri yönetmesini hedefliyor.

OpenAI, Anthropic ve diğer şirketler de bilgisayar ve web üzerinde kullanıcı adına işlem yapabilen sistemleri geliştiriyor.

Bu gelişmeler yapay zekâyı sohbet ettiğimiz bir araç olmaktan çıkarıp bizim adımıza işlem yapan bir sisteme dönüştürüyor.

Aradaki fark küçük değil.

Bir sohbet botu size ne yapmanız gerektiğini anlatır.

Bir ajan gidip onu yapar.


Güvenlik

Ajanların daha fazla yetki kazanması güvenliği teknoloji gündeminin merkezine taşıyor.

Siber güvenlik uzun süredir saldırganlar ile savunmacılar arasında sürekli bir yarış.

Yapay zekâ bu yarışın iki tarafını da hızlandırıyor.

Savunmacılar yapay zekâyı açıkları bulmak, tehditleri analiz etmek ve olaylara müdahale etmek için kullanıyor.

Saldırganlar ise otomasyon sayesinde çok daha fazla sistemi aynı anda deneyebiliyor.

O’Reilly'nin aktardığı gelişmeler, tamamen otomatik saldırı sistemlerinin artık mutlaka yeni sıfır gün açıkları bulmak zorunda olmadığını gösteriyor.

Bilinen açıkları sürekli ve büyük ölçekte denemeleri bile yeterli olabilir.


Ajanların da kimliği olmak zorunda

Kurumsal sistemlerde insanlar kimlikleri üzerinden yetkilendirilir.

Bir kullanıcının hangi sisteme erişebileceği bellidir.

Aynı prensibin yapay zekâ ajanlarına da uygulanması gerekecek.

Ancak ajan kimliği klasik kullanıcı hesabından farklı olabilir.

Ajanların kimliklerinin:

kısa ömürlü,

belirli bir göreve bağlı,

gerektiğinde iptal edilebilir

ve yalnızca ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişebilen

bir yapıda olması gerekiyor.

Bu yaklaşım önümüzdeki dönemde Identity & Access Management sistemlerinin önemli bir parçası olabilir.


Yapay zekâ güvenliğinde yeni dönem

Güvenlik endişelerinin büyüdüğünün başka işaretleri de var.

NVIDIA, yapay zekâ ajanlarının güvenli biçimde çalıştırılması için Open Agent Safety Platform'u duyurdu.

Aynı zamanda büyük yapay zekâ laboratuvarlarının ortak güvenlik standartları geliştirmek üzere çalıştığı görülüyor.

Bunun arkasında önemli bir gerçek var:

Bir yapay zekâ ajanının hata yapması ile klasik yazılımın hata yapması aynı şey değil.

Klasik yazılım genellikle önceden tanımlanmış bir işlemi yanlış yapar.

Ajan ise hedefe ulaşmak için yeni yollar deneyebilir.

Bu nedenle güvenlik modeli yalnızca yazılımın ne yapabileceğini değil, hangi hedeflere hangi araçlarla ulaşabileceğini de kontrol etmek zorunda.


Altyapı ve dijital egemenlik

Yapay zekâ dönüşümünde giderek daha fazla kurum başka bir soruyla karşı karşıya:

Teknoloji altyapımızın ne kadarını gerçekten kontrol ediyoruz?

Bu sorunun farklı seviyeleri var.

Bir birey için kontrol, verinin bilgisayarında kalması anlamına gelebilir.

Bir şirket için kendi veri merkezini veya özel bulutunu kullanmak olabilir.

Bir devlet için ise yabancı teknoloji sağlayıcılarına bağımlılığı azaltmak anlamına gelebilir.

Hollanda hükümeti için geliştirilen açık kaynak DAWO çalışma alanı bu yaklaşımın örneklerinden biri.

Projenin amacı işletim sistemi, yapay zekâ, bulut ve işbirliği araçlarını kapsayan daha bağımsız bir teknoloji ortamı oluşturmak.


Veriyi buluta göndermeden yapay zekâ

Bir başka önemli eğilim confidential computing ve yerel yapay zekâ.

Cohere, müşteri verisinin kendisi veya bulut sağlayıcısı tarafından görülemeyeceğini iddia ettiği şifreli GPU tabanlı bir yapay zekâ altyapısı geliştiriyor.

Perplexity'nin Hybrid Compute yaklaşımı ise bazı modellerin ve araçların doğrudan kullanıcının Mac bilgisayarında çalışmasına izin veriyor.

Bu yaklaşım özellikle hassas verilerle çalışan şirketler açısından önemli.

Yapay zekâ kullanımında soru artık yalnızca:

Hangi modeli kullanıyoruz?

değil.

Aynı zamanda:

Verimiz nerede işleniyor?


Donanım

Yapay zekâ tartışmalarının önemli bölümü yazılım üzerinde yoğunlaşıyor.

Ancak tüketici cihazları giderek daha fazla veri toplayan sensör platformlarına dönüşüyor.

Televizyonlar mikrofonlara sahip.

Gözlüklerde kameralar bulunuyor.

Kulaklıklar ve benzeri cihazlarda EEG sensörleri kullanılmaya başlanıyor.

Buradaki temel soru teknoloji değil:

Bu veriler nereye gidiyor?

LG televizyonlarının kapalı durumdayken bile ortam seslerini kaydettiğine ilişkin bulgular bu tartışmanın neden önemli olduğunu gösteriyor.

Meta'nın kamera içeren yapay zekâ gözlüklerine yönelik tepkiler sonucunda kamerasız modeller sunmaya başlaması da aynı gizlilik tartışmasının başka bir örneği.


Beyin ile yapay zekâ arasındaki sınır

Kulaklık ve giyilebilir cihazlarda EEG sensörlerinin yaygınlaşması belki de donanım tarafındaki en ilginç gelişmelerden biri.

Bu cihazlar yorgunluk, uyku veya dikkat gibi durumları ölçmek için kullanılabiliyor.

Ancak bu teknoloji yaygınlaştıkça farklı bir mahremiyet alanı ortaya çıkıyor:

Nörolojik veri.

Telefonumuzun konumumuzu bilmesi ile bir cihazın zihinsel durumumuza ilişkin sinyaller toplaması aynı şey değil.

Yapay zekâ ile nörolojinin kesişimi önümüzdeki yıllarda çok daha ciddi etik ve hukuki tartışmalar yaratabilir.


Web

Web de ajanlara uyum sağlamaya başlıyor.

Google ve Microsoft tarafından geliştirilen WebMCP önerisi, internet sitelerinin ajanların doğrudan keşfedip çağırabileceği araçlar sunmasını hedefliyor.

Bugünkü web temel olarak insanlar için tasarlanmış durumda.

İnsan bir siteyi açıyor.

Menüyü görüyor.

Butona tıklıyor.

Form dolduruyor.

Ajanlar için bu arayüzlerin çoğu gereksiz olabilir.

Bir ajan doğrudan sitenin sunduğu aracı çağırabilir.

Bu nedenle geleceğin web siteleri iki ayrı arayüze sahip olabilir:

İnsanlar için görsel arayüz.

Ajanlar için makine arayüzü.

Bu değişim web'in temel mimarisini etkileyebilecek kadar önemli.


Biyoloji

Yapay zekânın etkisi teknoloji sektörünün dışına da yayılıyor.

Anthropic, yapay zekâ destekli ilaç araştırmaları için bir biyoloji laboratuvarı kurdu.

Claude'un CRISPR benzeri gen düzenleme yapabilecek bir enzimin keşfinde rol aldığı bildiriliyor.

OpenAI Foundation ise biyolojik uygulamalara yönelik eğitim verisini geliştirmek amacıyla başarısız biyoteknoloji şirketlerinden veri satın alıyor.

Google DeepMind'ın AlphaGenome Atlas projesi de insan DNA'sındaki tek harflik değişikliklerin olası etkilerini sistematik biçimde haritalamayı amaçlıyor.

Bu gelişmeler yapay zekânın yalnızca bilgi işlerini değil, deneysel bilimi de değiştirmeye başladığını gösteriyor.


Bütün bunlar bize ne söylüyor?

Ekim 2026 teknoloji gündeminde tek bir büyük trend yok.

Birbirine bağlı birkaç dönüşüm aynı anda gerçekleşiyor.

Yapay zekâ modelleri ucuzluyor ve uzmanlaşıyor.

Ajanlar yalnız çalışmak yerine birbirleriyle koordinasyon kuruyor.

Yapay zekâ yazılım geliştirmeden bilimsel araştırmaya kadar daha fazla işi doğrudan üstleniyor.

Bu sistemlerin artan yetkileri yeni güvenlik modellerini zorunlu hale getiriyor.

Şirketler ve devletler altyapılarını ne kadar kontrol etmeleri gerektiğini yeniden değerlendiriyor.

Tüketici cihazları ise giderek daha fazla kişisel ve hatta biyolojik veri topluyor.

Bütün bu gelişmelerin ortak noktası belki de şu:

Yapay zekâ artık yalnızca kullandığımız bir yazılım olmaktan çıkıyor.

Çalıştığımız sistemlerin, kullandığımız cihazların, bilimsel araştırmanın ve dijital altyapının içine yerleşiyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde teknoloji dünyasının en önemli sorusu yalnızca yapay zekânın ne kadar güçlü olacağı değil.

Ona ne kadar yetki vereceğimiz, hangi verileri teslim edeceğimiz ve kontrolü ne ölçüde elimizde tutacağımız olacak.

1.5K
12.3K
Türkiye’nin ‘En Etkin 50 Teknoloji Lideri’ belli oldu

Türkiye’nin ‘En Etkin 50 Teknoloji Lideri’ belli oldu

1713358301.jpg
Arastiriyorum
1 year ago
GAG Token: Araştırma Dünyasında Yeni Bir Dönem Başlatıyor!

GAG Token: Araştırma Dünyasında Yeni Bir Dönem Başlatıyor!

1713358301.jpg
Arastiriyorum
1 year ago
TRAI 8.YIL ÇALIŞTAYI RAPORU 2025 -  Fırsatlar, Dönüşümler ve Stratejik Öncelikler

TRAI 8.YIL ÇALIŞTAYI RAPORU 2025 - Fırsatlar, Dönüşümler ve Stratejik...

1713358301.jpg
Arastiriyorum
1 year ago
Türkiye dijitalleşmenin neresinde?

Türkiye dijitalleşmenin neresinde?

1713358301.jpg
Arastiriyorum
1 year ago
Araştırmanın Yeni Krizi Veri Değil, Kapasite

Araştırmanın Yeni Krizi Veri Değil, Kapasite

1713358301.jpg
Arastiriyorum
1 day ago