Dolar Oyunu: Kenneth Rogoff’a Göre Asıl Tehdit Çin Değil, Borç

IMF’nin Aralık 2025 tarihli Café Economics söyleşisinde Kenneth Rogoff’un anlattıkları, “dolar düşüyor mu?” başlıklı yüzeysel tartışmalardan çok daha rahatsız edici bir yere işaret ediyor. Rogoff’a göre asıl mesele rakip para birimleri değil; borç, faiz ve siyasi kısa görüşlülük.

2025-12-30 13:28:49 - Arastiriyorum

Bu bir döviz hikâyesi değil. Bu, küresel düzenin kendini nasıl aşındırdığına dair bir hikâye.


Doların yükselişi romantik değil, tarihsel bir kaza

Rogoff’un çerçevesi net:

Dolar, üstün olduğu için değil; iki dünya savaşından sağ çıkan tek büyük ekonomi olduğu için rezerv para oldu. İngiltere çöktü, altın standardı dağıldı ve ABD “tek seçenek” haline geldi.

1971’de Nixon’ın altın karşılığını kaldırması ise dönüm noktası. “Bu bizim dolarımız, sizin probleminiz” cümlesi, Rogoff’un da itiraf ettiği gibi, yalnızca küstah değil; aynı zamanda sistemik bir kırılma anı. O günden sonra doların gücü, disipline değil alışkanlığa dayanmaya başladı.


Asıl tehdit Çin ya da euro değil, faiz

Rogoff’un en sert itirazı, son 15 yılın neredeyse kutsal kabul edilen varsayımına:

“Borç sorun değil çünkü faizler hep düşük kalacak.”

Bu varsayım çöktü.

Rogoff’a göre uzun vadeli faizler artık yapısal olarak yüksek. Sadece ABD’de değil; Japonya, Fransa, İngiltere dahil her yerde. Bunun sonucu basit ama acımasız:

Bu noktada doların rezerv para olması bir avantaj değil, yük haline geliyor. Çünkü dünyanın tasarruf fazlası ABD tahvillerini finanse etmek zorunda kalırken, yatırımcılar artık bu borcu taşımak için daha yüksek getiri talep ediyor.

Dolar zirvede kalabilir. Ama daha pahalı ve daha kırılgan bir zirve olur bu.


IMF’nin bile artık yüksek sesle söyleyemediği şey

Rogoff’un sözleri, IMF literatüründe nadiren bu açıklıkta dile getirilen bir korkuyu yansıtıyor:

Merkez bankası bağımsızlığı çözülüyor.

Popülizm, misyon genişlemesi, siyasi baskı ve “biraz daha para basalım” kolaycılığı… Rogoff’a göre merkez bankası bağımsızlığı son 70 yılın en başarılı politika inovasyonuydu ve tam da bu yüzden artık hafife alınıyor.

Bu sadece ABD’nin sorunu değil. Küresel bir norm erozyonu söz konusu. Doların gücü, sadece ekonomik değil; kurumsal bir inanç meselesiydi. O inanç zayıfladığında, rezerv para statüsü bir anda değil ama sessizce aşınır.

Rakipler mi? Hayır, cazibe kaybı

Euro, renminbi, kripto… Rogoff bunları “marjinal aşındırıcılar” olarak görüyor. Asıl risk şu:

“Yatırımcılar doları eskisi kadar istemezse ne olur?”

O zaman ABD daha yüksek faiz öder. Daha yüksek faiz, daha yüksek borç maliyeti demektir. Bu da hem ABD’yi hem de dolar sistemine bağımlı herkesi zora sokar.

Yani doların çöküşü dramatik bir devrim değil; yavaş bir cazibe kaybı olabilir.


Asıl mesaj

Rogoff’un anlattığı şey şudur:

Dolar bir satranç taşına benzer. Oyunu domine eder ama tahta çatladığında, taşın gücü de anlamsızlaşır.

Borç arttıkça, faiz kalıcılaştıkça ve kurumlar siyasallaştıkça; dolar hâlâ “bir numara” olabilir. Ama eskisi kadar güvenli bir numara olmaz.

More Posts