Bedava Sandığımız Şeyin Fiyatı: Veri Gerçekten Kime Ait?
IMF’nin Aralık 2025 sayısında yayımlanan Laura Veldkamp imzalı bu yazı, dijital ekonominin en rahatsız edici gerçeğini sakin bir dille söylüyor: Veri bedava değil. Sadece fiyat etiketi yok.
2025-12-30 13:39:12 - Arastiriyorum
Ve fiyat etiketi olmayan şeyler, nedense hep en pahalı olanlar.
Veri bir yan ürün değil, gizli bir işlem
Veldkamp’ın temel tezi çok net. Veri, “dijital çağın egzoz dumanı” değil. Yani istemeden ortaya çıkan bir atık değil.
Her tıklama, her arama, her lokasyon bilgisi aslında ekonomik bir işlem.
Sorun şu:
Bu işlem hiçbir zaman tek başına yapılmıyor. Veri satışı, ürün veya hizmet satın alımıyla paketlenmiş durumda. Ekonomide bunun adı bundling. Yani iki ayrı işlemi tek fiyatın içine gizlemek.
Sonuç:
- Tüketici, verisini kaça sattığını bilmiyor
- Firma, veriyi ucuza kapatıyor
- Piyasa şeffaflığı sıfıra yakın
Veldkamp’ın benzetmesi acımasız ama yerinde: Dijital ekonomide hepimiz, fiyatları bilmediğimiz bir ülkede ilk gün dolaşan turist gibiyiz.
İndirim sanılan şey aslında veri bedeli
Yazının en güçlü ekonomik katkısı burada. Firmalar neden sürekli “bedava”, “indirimli”, “abonelikle daha ucuz” sunuyor?
Çünkü:
- Daha fazla işlem = daha fazla veri
- Daha fazla veri = daha iyi algoritma
- Daha iyi algoritma = daha yüksek kâr
Yani firmalar bize indirim yapmıyor.
Verimizi satın alıyor.
Ama bu alışverişin bedeli hiçbir zaman ayrı kalemde yazılmadığı için:
- Tüketici pazarlık yapamıyor
- Değer karşılaştırması yapamıyor
- “Bu veriye değdi mi?” sorusunu soramıyor
Veldkamp’ın önerisi radikal ama iktisaden son derece mantıklı:
Veri ve ürün işlemleri ayrıştırılsın.
Aynı hizmetin:
- verili hali şu fiyat
- verisiz hali bu fiyat
- diye sunulması.
O zaman gerçek piyasa oluşur. O zaman veri gerçekten “ekonomik bir varlık” olur.
Dijital çağın yeni emek biçimi
Bu yazı aslında şunu söylüyor:
Hepimiz farkında olmadan çalışıyoruz.
Veri üretiyoruz. Değer yaratıyoruz. Ama ücretini görmüyoruz.
Bu, klasik emek sömürüsünden farklı ama daha sofistike bir ilişki.
Daha da önemlisi, veri fiyatlanmadığı sürece:
- eşitsizlik derinleşiyor
- güç, veriyi işleyebilenlerde toplanıyor
- Silikon Vadisi “doğal” bir üstünlük kazanıyor
Veldkamp’ın beşli değerleme çerçevesi (piyasa fiyatı, gelir katkısı, tamamlayıcı girdiler, davranışsal korelasyon, maliyet muhasebesi) aslında bir çağrı:
“Veriyi sezgiyle değil, ölçüyle konuşalım.”
Çünkü ölçülmeyen her şey, sonunda güçlü olanın lehine çalışır.
Asıl mesele
Bu yazı şunu net biçimde ortaya koyuyor:
Dijital ekonomi, fiyatı görünmeyen bir kaynak üzerine kurulu.
Ve fiyatı görünmeyen kaynaklar, demokrasiyle pek iyi geçinmez.
Veri fiyatlanmadığı sürece:
- kullanıcı “müşteri” değil, hammadde
- piyasa “serbest” değil, örtük
- tercih “özgür” değil, yönlendirilmiş olur