2026’ya dair en büyük yanılgı şu: “Büyüme düşüyor.” Accenture Strategy’nin 2026 Macro Foresight raporu, bunun eksik bir okuma olduğunu söylüyor. Dünya yavaşlamıyor. Farklı hızlarda ilerliyor
Raporun omurgası net: Çok vitesli büyüme, jeoekonomik parçalanma ve AI kaynaklı yeni bir kazananlar-kaybedenler haritası.
Raporun ilk ve en baskın teması bu. AI yatırımlarından faydalanan ekonomiler ve sektörler hızlanırken, borç yükü yüksek, rekabet gücü zayıf alanlar geride kalıyor.
ABD ve Çin hâlâ küresel büyümenin motoru. Avrupa ise “idare eden” bölgede. Aynı ülke içinde bile sektörler arasında K-şekilli ayrışma var. Yani artık “ülke riski” değil, iş modeli riski konuşuluyor.
Rapora göre tartışma “tarifeler artacak mı?” noktasını geçti. Asıl soru şu:
Ne kadar kalıcı ve ne kadar yaygın olacaklar?
Özellikle ABD-Çin hattında ticaret politikaları, enflasyon, fiyatlama ve tedarik zinciri kararlarını doğrudan etkiliyor. Birçok şirket için marj erozyonu artık gecikmeli değil, kaçınılmaz.
Yüksek faizler, büyük AI yatırımları ve özel kredi piyasalarının şişkinliği yeni bir risk alanı yaratıyor. Raporda özellikle şu uyarı net:
AI değerlemelerinde olası bir düzeltme, sadece teknoloji şirketlerini değil, tüm finansal sistemi sarsabilir.
Yani 2026’da risk, durgunluk değil. Finansal stresin bulaşıcılığı.
Süregelen yaşam maliyeti baskısı, tüketici davranışlarını kalıcı biçimde değiştiriyor. Rapora göre:
Bu da şirketler için tek bir büyüme stratejisinin artık çalışmadığı anlamına geliyor. Çift kulvarlı strateji zorunlu hale geliyor.
Raporun belki de en sert bölümü burası. AI’ı operasyonel olarak ölçekleyen şirketler ile sadece deney yapanlar arasında %30+ performans farkı oluşması bekleniyor.
AI artık bir “dijital dönüşüm” başlığı değil.
Rekabet eşik noktası.
Erken benimseyenler ölçekleniyor, geç kalanlar maliyetle boğuşuyor.
Çin, iç talep zayıflığını ihracatla telafi etmeye devam ediyor. Ancak bu sefer daha yüksek teknolojiyle. Bu durum özellikle Avrupa ve Asya’daki üreticiler için ciddi bir fiyat baskısı yaratıyor.
Rapor net: Çin rekabeti geçici değil, yeni normal.
Avrupa’nın ekonomik güvenlik hamleleri çok ama hayata geçirme hızı düşük. Sonuç: Daha fazla regülasyon, ama beklenen rekabet avantajı yok.
Bu da Avrupa’da faaliyet gösteren şirketler için karmaşıklığı artırıyor.
Küresel AI yatırımlarının %80’den fazlası ABD ve Çin’de. Bu da şirketleri “hangi ekosistemdeyim?” sorusuyla baş başa bırakıyor.
Teknoloji artık sadece verimlilik değil, jeopolitik tercih.
Veri merkezleri enerji talebini patlatıyor. Özellikle Batı’da elektrik fiyatları ve kapasite sorunları büyüyor. AI büyümesinin gerçek sınırı teknoloji değil, enerji altyapısı.
Meksika, Hindistan, ASEAN ve Orta Doğu; tedarik zinciri, enerji ve veri merkezi yatırımları için öne çıkıyor. Şirketler artık bu bölgeleri “alternatif” değil, birincil seçenek olarak değerlendirmek zorunda.
Bu raporun özeti tek cümle:
2026’da sorun belirsizlik değil. Yanlış varsayımlar.
Dünya aynı hızda gitmiyor.
Ve herkese uyan tek strateji kalmadı.